|
der demez
-
Hemen, o sırada.
-
Gerade in diesem Augenblick
-
Bk. granülsüz endoplâzmik retikulum
granülsüz endoplazmik retikulum (nedir ne demek)
-
Ökaryot hücrelerin sitoplazmasında bulunan, üzerlerinde ribozom bulunmayan, genellikle küçük kesecikler biçiminde dağınık veya belli bölgelerde toplanmış görülen steroit, lipit ve karbonhidrat sentezleyen hücrelerde bol bulunan bir organel, düz endoplazmik retikulum.
-
Agranular endoplasmic reticulum
-
Çabucak.
-
Aşağı yukarı
Örnek:
Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor. N. Ataç
-
Yalnız, sadece.
-
İmmediate. prompt. immediately. instantly. directly. in no time. instantaneously. on the spot. anon. bang off. right of the bat. forthwith. out of hand. incontinently. in an instant. on the instant. instanter. in a jiffy. now. at once. in short order.
-
Directly. forthwith. immediately. instantly. quick. straightaway. at once. right now. just. nearly. almost. right away.
-
At once. immediately. right away. right now. nearly. almost. about. as soon as. without delay. directly. forthwith. in the instant. instanter. instantly. in no time. right off. straight off. pronto. shortly. soon. straightaway. then and there. thereupon.
sıra(nedir ne demek)
-
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi
Örnek:
Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar. S. F. Abasıyanık
-
Bu biçimdeki topluluğun durumu.
-
Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu.
-
Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
Örnek:
Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı. M. Ş. Esendal
-
Tahtadan oturak
Örnek:
Oturacak yerler tahta sıralardan olur. S. Birsel
-
Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya.
-
Düzen.
-
Durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Sıra durumunda olan, sıra oluşturan.
-
Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi.
-
row
-
Ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.
-
Alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.
-
Bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju.
-
desk
-
Reihe
-
Rang (de fauteuils)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|