|
denklemler sistemi
-
İki veya daha çok denklemden oluşan ve hepsinin birlikte ortak çözümü istenen takım.
-
Ortak çözümleri aranan denklemler kümesi.
-
Simultaneous equations.
-
System of equations
-
Système d'équations
-
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele
Örnek:
Bir denklemde küçük bir eksi artı yanlışı altüst eder eşitliği. N. Cumalı
-
Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.
-
Bir kimyasal tepkinmeye giren, çıkan ve ara basamaklarda yer alan özdeklerin değişimlerini nicel olarak gösteren anlatım türü.
-
equation.
-
Equation. equation muadele.
-
Dizge.
-
Düzen.
-
Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni
Örnek:
Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir. H. E. Adıvar
-
Yol, yöntem.
-
Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat.
-
Model, tip
Örnek:
... son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar. Y. Z. Ortaç
-
Bk. dizge
-
1. Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup. 2. Yol, yöntem.
-
System. the system. regulation. regime. framework. graticule. grid. gridiron.
-
Method. system. tract.
-
System. fabric. system now obtaining. regime.
-
System Dgr.: anat. systema
-
Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem.
-
Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, sistem.
-
Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü.
-
System sistem.
-
system.
-
system
-
System
-
système
-
Birden sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
-
Birden bir artık
Örnek:
Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
-
Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
-
Both. double. either. two.
-
Two. dyad. double double. twin double.
-
Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
-
Breath The physical act of respiration Also will power.
-
Şimdiye kadar, henüz.
-
Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
Örnek:
Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
-
Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bundan başka, bunun dışında
Örnek:
Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
-
Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
-
Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
-
Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|