|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
denk
-
Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri.
-
Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük, balya
Örnek:
Denklerin üstünde zayıf bir delikanlı hazin bir ayrılık türküsü çağırıyor. Y. Z. Ortaç
-
Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler.
-
Ağırlık bakımından eşit olan.
-
Uygun, nitelik yönünden eşit.
-
Balya.
-
Aynı yaş ve değerde olan.
-
Balanced. equal. equivalent. well-matched. coequal. bale. large package. equal. match. matching. coequal. counterpoise.
-
Equal. equivalent. match. quits. bale. counterpoise. peer. suitable. timely.
-
Balanced. bale. equal. equivalent. even. stabilized. bundle. in equilibrium. balancing. in trim. suitable. timely. appropriate. match. peer. square. static. correspondent. corresponding. matching. stable. pack.
-
bale
-
İşlev
Örnek:
Bunun aynı zamanda mimari bir fonksiyonu da var. H. Taner
-
Görev.
-
Bir veya birçok değeri değişebilen niceliklere bağlı olarak değişen nicelik.
-
Bir birleşikteki herhangi bir madde grubunun kimyasal görevi, bu görevi nitelendiren özelliklerin tamamı.
-
Bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken arasındaki ilişkinin matematiksel ifadesi.
-
Bk. işlev
-
Bk. görev
-
Bir organın normal olarak yaptığı görev.
-
Function. function işlev.
-
function.
-
function
-
Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon
Örnek:
Muammer, işlevini yerine getirdi, haklı olarak birçok seyirci kazandı. H. Taner
-
Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon.
-
Herhangi bir şeyin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev.
-
Bir kümedeki değişimin başka bir kümede yol açtığı değişimi belirleyen bağıntı.
-
Bir kümedeki değişimin başka bir kümede yol açtığı değişimi belirleyen bağıntı.
-
Function. function fonksiyon.
-
Function. role.
-
function
-
Funktion
-
fonction
-
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi
Örnek:
Çölde yük götüren vasıta develer, insan taşıyan vasıta hecinlerdir. F. R. Atay
-
Bir şeyin ağırlığı.
-
Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar.
-
Eşya.
-
Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev.
-
Tedirginlik veren şey, engel.
-
Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı.
-
Yüz bin kuruşluk mal veya tutar
Örnek:
Mademki öyledir, bir yük getirip satan herkes iki akçe versin. T. Buğra
-
1- Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.
-
1- Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı.
-
Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke.
-
Sumpter. bulk. burden. cargo. charge. encumbrance. fardel. freight. goods. haul. impedimenta. imposition. impost. incident. lading. load. loading. onus. plummet. shipment. stowage. strain. tax. weight.
-
Cargo. freight. goods. load. onus. tax. weight.
-
Brunt. burden. cargo. charge. encumbrance. freight. freightage. imposition. load. loading. lug. millstone. plummet. tax. weight.
-
1-charge, 2- load
-
charge
-
Ladung
-
1-Ladung, 2- Belastung
-
charge
sağ(nedir ne demek)
-
Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı
Örnek:
Sağ cebinde kocaman bir gazete tomarı görünüyordu. Ö. Seyfettin
-
Bu taraftaki yön.
-
Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş).
-
Boksta sağ yumrukla vuruş.
-
Katkısız.
-
Yaşamakta olan
Örnek:
Aliş sağ mı, yoksa boğuldu mu? Halikarnas Balıkçısı
-
Sağlam, esen.
-
Right. right-wing. right-hand. dexter. offside. alive. living. right.
-
Living. right.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|