|
denk bütçe
-
Bütçenin gelirleri ile giderlerinin eşit olması. krş. bütçe açığı, bütçe fazlası
-
Balanced budget
-
Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri.
-
Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmasıyla oluşan yük, balya
Örnek:
Denklerin üstünde zayıf bir delikanlı hazin bir ayrılık türküsü çağırıyor. Y. Z. Ortaç
-
Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler.
-
Ağırlık bakımından eşit olan.
-
Uygun, nitelik yönünden eşit.
-
Balya.
-
Aynı yaş ve değerde olan.
-
Balanced. equal. equivalent. well-matched. coequal. bale. large package. equal. match. matching. coequal. counterpoise.
-
Equal. equivalent. match. quits. bale. counterpoise. peer. suitable. timely.
-
Balanced. bale. equal. equivalent. even. stabilized. bundle. in equilibrium. balancing. in trim. suitable. timely. appropriate. match. peer. square. static. correspondent. corresponding. matching. stable. pack.
-
bale
-
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü
Örnek:
Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı. S. Ayverdi
-
Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
-
Devletin gelecek dönem içinde elde edeceği gelirlerle, yapacağı giderleri bir arada gösteren belge. krş. genelbütçe, konsolidebütçe, mahalli idarelerbütçesi, katmabütçe
-
İşletmelerin gelecekte belirli bir dönemde gerçekleşmesini öngördükleri gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetvel.
-
Hanehalkının gelir ve harcamaları. krş. tüketicibütçesi
-
Bk. ödeneklik
-
Bk. geçinge
-
Budget. supply. income. the estimates.
-
budget.
-
budget
-
Devletin, ilin ya da bir kuruluşun, bir aile ya da kişinin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini çeşit ve ayrıntılarıyle gösteren çizelge,
-
Devlet ve öteki kamu kişileri ile tüm kurum ve toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden saptayan, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren yasa ya da karar.
-
Belirli bir dönem için önceden oranlanan gelir ve gider çizelgesi.
-
budget
-
budget
-
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat
Örnek:
Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı. M. Yesarî
-
Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandığı ücret, aylık, kira vb., varidat, irat.
-
Emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kâr payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı.
-
Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay.
-
îrâd.
-
Bir filmin herhangi bir sinema salonunda ya da oynatım süresi boyunca sağladığı para. (Kesintiligelir ya da kesintisizgelir olarak ikiye ayrılır).
-
Box office, box office (takings, receipt), take
-
İncome. revenue. revenues. earnings. takings. drawings. gainings. proceeds. yield.
-
Emolument. income. means. return. revenue. takings. yield. receits. rent.
-
Revenue. income. proceeds. earnings. expenditure for taxes on income , earnings and property. gains. gainings. incoming profit. takings.
-
income
-
Einnahme, Filmeinnahme, Filmertrag, Kasseneingangen
-
Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey), müsavi
Örnek:
Bunlar bastonlarına dayanarak hep eşit adımlarla yürürler. S. Birsel
-
Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse)
Örnek:
Herkes ... kanun önünde eşittir. Anayasa
-
Niteliği, değeri, biçimi, görünüşü bir olan.
-
Aynı düzeyde olan.
-
Equal. equivalent. even. coequal. commensurate. coordinate. tantamount. on a par with. coequal. equi-. iso-.
-
Commensurate. equal. equivalent. even. fair. square.
-
Equal. the same. is equal to. replica. identical. analogous. duplicate. matching. symmetric. balanced. commensurate. coordinate. equivalent. even. on the level with. not a pin to choose between. tantamount.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|