Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > deniz gerilemesi nedir, deniz gerilemesi ne demek, deniz gerilemesiin anlamı, ingilizcesi (deniz gerilemesi nnd)

deniz gerilemesi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






deniz gerilemesi

  1. Taban düzeyinde oluşan değişmelere bağlı olarak denizin çekilmesi ve bir bölüm sığdiplerin karaya dönüşmesi, bkz. deniz ilerlemesi.
  2. (en) Marine regression
  3. (fr) régression

deniz (nedir ne demek)

  1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
  2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
  3. Aydaki düzlükler.
  4. Geniş alan.
  5. Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
  6. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
  7. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
  8. Mec. Çok, bol.
  9. (en) Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
  10. (en) Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
  11. (en) Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
  12. (en) sea
  13. (fr) mer

gerileme (nedir ne demek)

  1. Bir dokunun, bir organın bir evrim geçirmesi veya bir yapının basitleşmesi.
  2. Sonuçlardan ilkelere, etkilerden sebeplere ve birleşiklerden yalınçlara doğru usa vurma işlemi.
  3. Kavrama yeteneğinin giderek zayıflaması durumu.
  4. Geri çekilme, ricat.
  5. Gerilemek işi.
  6. 1- Sonuçlardan ilkelere, etkilerden nedenlere ve bileşikten yalınca doğru usavurma işlemi. 2.-Yakın geçmişle ya da yeni olaylarla ilişkili anıların azalması. 3- Gerçekliklerin ağır bastığı yetişkinler dünyasının güçlükleri karşısında, çocukluk yıllarının anılarıyle dolu bir düş dünyasına kaçış. 4- Yetişkinlerde çocukça davranışların yeniden başlaması. 5- Etkili biçimde ayırımlar yapma, yargılama ve usavurma yeteneğinin yitirilmesi.
  7. (en) regression.
  8. (en) Decline. recession. retreat. setback. regression. withdrawal.
  9. (en) Back tracking. retrogression. regression. deterioration. devolution. falling off. retrocession.
  10. (en) regression

taban (nedir ne demek)

  1. Ayağın alt yüzü, aya.
  2. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı.
  3. Ayakkabının alt bölümü.
  4. Kaide.
  5. Bir şeyin en alt bölümü.
  6. Değerlendirmede en alt derece.
  7. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle.
  8. Temel, temel ilke, baz.
  9. Huy bakımından.
  10. Yaradılıştan.
  11. 1- Başlangıç ya da temel sayılan yer ya da nesne. 2- Transistorun salgıcı ile toplacını ayıran kesimi.
  12. Üzerine, duyarkatı oluşturan kimyasal özdek sürülmüş selüloit kuşak
  13. Mıknatıslı kuşak ve mıknatıslı görüntü kuşağında, üzerine demir oksit sıvanan asetat, polivinilklorit ya da polyesterden kuşak.
  14. (en) Base, support, backing, film base, emulsion support (carrier),
  15. (en) Bedrock. sole. girder. base. basement. floor. fundament. sill. substratum. substructure.
  16. (en) Base. bed. floor. sole. underside. sole. heel. subsoil. plateau.
  17. (en) Base. cushion. sole. floor. pedestal. foundation. bed. floor. lower limit or base. base. base plane. base line. steel of good quality. bottom. basal. bedding. footing. fundament. underlying. underwork. groundwork. platform. inner botto.
  18. (en) sole
  19. (en) base
  20. (en) Tape base
  21. (al) Schichtträger, Träger, Filmträger,
  22. (al) Grundfläche, Base
  23. (al) Schichtträger, Träger, Magnetbandschichtträger
  24. (fr) Base, support
  25. (fr) Plante du pied
  26. (fr) base

bağlı(nedir ne demek)

  1. Bir bağ ile tutturulmuş olan
    Örnek: Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı. Halikarnas Balıkçısı
  2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste
    Örnek: Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı. B. Necatigil
  3. Sınırlanmış, sınırlı.
  4. Kapatılmış olan, kapalı.
  5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan.
  6. Sadık
    Örnek: Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa
  7. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, tutkun.
  8. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek).
  9. mülzem.
  10. İki parçanın, aracın vb. birbirine eklenmiş olma durumu.
  11. (en) Bound. tied. conditional. bonded. connected. dependent. dependant. attached. hooked. faithful. adherent. adhesive. adjective. affiliated. amenable. appurtenant. banded. cohesive. conjoint. consequent. corded. devoted. germane. incidental. laced. obse.
  12. (en) Attendant. bound. connected. dependent. devoted. faithful. inseparable. loyal. relative. reliant. subject. tied. dependent. contingent. related. connected. impotent. spellbound.
  13. (en) Ancillary. appurtenant. bound. tied. dependent on. related to. connected with. devoted. committed. adherent. affiliated. appertaining. attached. bound up in. cohesive. consequent. faithful. fixed. geared. inseparable. related. relative. subordinate. subsi.
  14. (en) coupled
  15. (al) Gekuppelt
  16. (fr) accouplé

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük