Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > deniz askeri nedir, deniz askeri ne demek (deniz askeri nnd)

deniz askeri nedir, deniz askeri ne demek?

deniz askeri

  1. Deniz kuvvetleri örgütünde görev yapan asker.

deniz (nedir ne demek)

  1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
  2. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
  3. Aydaki düzlükler.
  4. Geniş alan.
  5. Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
  6. Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
  7. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
  8. Mec. Çok, bol.
  9. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi.
  10. (en) Sea.
  11. (en) Naval.
  12. (en) Marine.
  13. (en) Maritime.
  14. (en) Nautical.
  15. (en) The waters.
  16. (en) The wave.
  17. (en) The waves.
  18. (en) The deep.
  19. (en) The blue.
  20. (en) The briny.
  21. (en) Brine.
  22. (en) Drink.
  23. (en) Main.
  24. (en) Thalasso-.
  25. (en) Waters.
  26. (en) Ocean.
  27. (en) Beach operator.
  28. (en) Fish pond.
  29. (en) Oggin.
  30. (en) Water.
  31. (fr) Mer

askeri (nedir ne demek)

  1. Askerlikle ilgili, askere özgü.
  2. (en) Martial.
  3. (en) Military.
  4. (en) Warlike.
  5. (en) Pertaining to the army.

asker   US UK (nedir ne demek)

  1. Erden generale kadar orduda görevli bulunan herkes.
  2. Er.
  3. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli.
  4. Yurdun korunması yolunda iyi dövüşmesini başaran.
  5. Askerlik görevi veya ödevi.
  6. Bk. er
  7. (en) One who asks; a petitioner; an inquirer.
  8. (en) An ask; a water newt.
  9. (en) Someone who asks a question.
  10. (en) Soldier.
  11. (en) Warrior.
  12. (en) Guardsman.
  13. (en) Man-At-Arms.
  14. (en) Serviceman.
  15. (en) Military service.
  16. (en) Troops.
  17. (en) Private.
  18. (en) Conscript.
  19. (en) Army.
  20. (en) Soldiers.
  21. (en) Military man.
  22. İsteyen kimse, rica eden kimse, soran kimse

er   US UK (nedir ne demek)

  1. İşini iyi bilen, yetenekli kimse
    Örnek: Sanat eri çalışır, bir eser kor ortaya, onun güzel olduğuna inanır, o güzelliği herkesin anlamasını, kavramasını ister. N. Ataç
  2. Kahraman, yiğit.
  3. Rütbesiz asker, nefer.
    Örnek: Düşman erleri arasında Fransızlar da vardır. S. Birsel
  4. Koca.
  5. Erbiyum elementinin simgesi.
  6. Erkek
  7. Erken
  8. İhtiyaçları devlet tarafından deruhte ve temin olunan rütbesiz askerdir.
  9. Karınca ve termit sosyetelerinde koloninin işlerini paylaşan, kanatsız ve büyük başlı işçi bireylerden oluşan sınıf. Asker, nefer.
  10. Erkek.
  11. Aşamasız asker.
  12. Endoplazmik retikulum.
  13. (en) At the end of names of places, -er signifies a man of the place; as, Londoner,, London man.
  14. (en) The termination of many English words, denoting the agent; applied either to men or things; as in hater, farmer, heater, grater.
  15. (en) Male.
  16. (en) Brave man.
  17. (en) Military man.
  18. (en) Suffix used to form the comparative degree of adjectives and adverbs; as, warmer, sooner, later, earlier.
  19. (en) Trivalent metallic element of the rare earth group; occurs with yttrium.
  20. (en) Explicit Rate Mode in ABR Service.
  21. (en) Traversal after arrival, return after traversal from an anchor of the same link.
  22. (en) Earned Run.
  23. (en) Earned Runs.
  24. (en) Explicit Rate: The Explicit Rate is an RM-cell field used to limit the source ACR to a specific value It is initially set by the source to a requested rate It may be subsequently reduced by any network element in the path to a value that the element can sustain ER is formatted as a rate.
  25. (en) Oestrogen receptor A protein on breast cancer cells that binds oestrogens It indicates that the tumour may respond to hormonal therapies Tumours with plenty of ER have a better prognosis that those which do not.
  26. (en) Emergency Room.
  27. (en) Entity-Relationship diagram; used in the context of system modeling and business modeling to describe database and data-store structures; these structures are called ER models.
  28. (en) The two-character ISO 3166 country code for ERITREA.
  29. (en) Earned Run -- a run that was earned by the hitting team.
  30. (en) Earned runs allowed An earned run is a run that would have scored even in the absence of any errors by the defense.
  31. (en) Emergency Room; Emergency Department.
  32. (en) Euro Radar - for EuroFighter.
  33. (en) Edge Router.
  34. (en) Short for 'emergency room,' this is the part of the hospital where kids go when there is some kind of big and unexpected health problem or accident.
  35. (en) Student transferred from another register within the same grade and school.
  36. (en) Eroded fins Number of fish with eroded fins.
  37. (en) Error A protocol data unit type in the OSI transport service.
  38. (en) Private.
  39. (en) Private soldier.
  40. (en) Buck private.
  41. (en) Rating.
  42. (en) Rookie.
  43. (en) Common / private soldier.
  44. (en) Room in a hospital or clinic staffed and equipped to provide emergency care to persons requiring immediate medical treatment.
  45. (en) Expresses hesitation OD - a hypothetical force YA - you.
  46. (en) Soldier.
  47. (en) Ranker.
  48. (en) Endoplasmic reticulum.
  49. (fr) Soldat
  50. (Emergency Room) acil servis, acil tıp durumu olan insanların tedavi edildiğŸi hastane bölüm; Chicago'daki bir hastanede çekilen ünlü Amerikan televizyon dizisi

deniz kuvvetleri (nedir ne demek)

  1. Bir ülkeyi denizden gelecek saldırılara karşı korumak için oluşturulan askerî kuruluşlar.
  2. (en) Marine / naval / sea forces.
  3. (en) Marine.
  4. (en) Armada.
  5. (en) Navy.
  6. (en) Naval forces.
  7. (en) Sea forces.
  8. (en) Marine forces.

kuvvet (nedir ne demek)

  1. Fiziksel güç, takat
    Örnek: Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
  2. Güç
  3. Şiddet, zor, cebir.
  4. Yetke, erk, nüfuz.
  5. Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
  6. Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
  7. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
  8. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
  9. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  10. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  11. Bk. güç
  12. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
  13. (en) Power.
  14. (en) Force.
  15. (en) Action.
  16. (en) Muscle.
  17. (en) Steam.
  18. (en) Might güç.
  19. (en) Drive.
  20. (en) Emphasis.
  21. (en) Strength.
  22. (en) Energy.
  23. (en) Vigor.
  24. (en) Vigour.
  25. (en) Potency.
  26. (en) Might.
  27. (en) Beef.
  28. (en) Command.
  29. (en) Dint.
  30. (en) Lustiness.
  31. (en) Main.
  32. (en) Pith.
  33. (en) Punch.
  34. (en) Robustness.
  35. (en) Sinew.
  36. (en) Stamina.
  37. (en) Vinegar.
  38. (en) Zing.
  39. (en) Thews.
  40. (en) Fibre.
  41. (en) Function.
  42. (en) Heart.
  43. (en) İmperium.
  44. (en) İron.
  45. (en) Nerve.
  46. (en) Snap.
  47. (en) Substance.
  48. (en) Virtue.
  49. (al) Kraft
  50. (fr) Force

görev (nedir ne demek)

  1. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş.
  2. İş görme yetisi, fonksiyon.
  3. Resmî iş, vazife
    Örnek: Cavit Bey, görevi ona verdiği gün, Abdi Bey çok sevinmişti. A. İlhan
  4. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş.
  5. Bir organ veya hücrenin yaptığı iş.
  6. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.
  7. (en) Mission.
  8. (en) Duty.
  9. (en) Onus.
  10. (en) Place.
  11. (en) Post.
  12. (en) Jurisdiction.
  13. (en) Portfolio.
  14. (en) Administrative function.
  15. (en) Bailiff.
  16. (en) Cakewalk.
  17. (en) Work.
  18. (en) Function.
  19. (en) Service.
  20. (en) Part.
  21. (en) Assignment.
  22. (en) Commission.
  23. (en) Appointment.
  24. (en) Billet.
  25. (en) Business.
  26. (en) Charge.
  27. (en) Devoir.
  28. (en) Employment.
  29. (en) İncumbency.
  30. (en) Office.
  31. (en) Piece of work.
  32. (en) Position.
  33. (en) Situation.
  34. (en) Stint.
  35. (en) Task.
  36. (en) Workings.
  37. (en) Business position.
  38. (en) Role.
  39. (en) Station.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012