|
deniz akıntıları
-
Anadeniz ve denizlerde suların çeşitli nedenlerle ve büyük uzaklıklar boyunca yer değiştirmeleri.
-
Ocean currents
-
Courants marins
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
-
Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
-
Aydaki düzlükler.
-
Geniş alan.
-
Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
-
Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
-
Mec. Çok, bol.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
-
Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
-
sea
-
mer
-
Akma işi.
-
Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan
Örnek:
Bataklıklardan kurtulduktan sonra, akıntıyı takip ederek bir köye giriyordum. Ö. Seyfettin
-
Eğiklik, eğim, meyil.
-
Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
-
Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum.
-
Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması
Örnek:
Ertesi sabah, sol kulağımda ağrı ile beraber akıntı başladı. R. N. Güntekin
-
1- Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı. 2- Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesiyle oluşan durum.
-
Bk. akıntı
-
Flow. current. flux. stream. afflux. chute. circulation. drift. effluence. effluent. issue. race.
-
Flow. stream. current. leak. flux.
-
Flow. current. leakage. stream. drift. tide. weathering. chute. efflux. race. running. seepage.
-
Birbirinden anakaralarla ayrılan ve yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan; birçok fiziksel özellikleriyle denizlerden ayrımlı geniş su alanları.
-
ocean
-
oséan
çeşitli(nedir ne demek)
-
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
-
Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
-
Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
-
Cumulative. assorted. different. various.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|