|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
deniz
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
-
Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
-
Aydaki düzlükler.
-
Geniş alan.
-
Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
-
Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi.
-
Mec. Çok, bol.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
-
Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
-
sea
-
mer
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
çukur(nedir ne demek)
-
Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer
Örnek:
Eşek sendeleyip yandaki çukurun içine düştü, kalkamadı. M. Ş. Esendal
-
Çene ve yanaktaki gamze
Örnek:
Ne hoş gülerdi, yanaklarının çukuru ne derli toplu açılırdı. R. H. Karay
-
Mezar
Örnek:
Ben, bir ayağı çukurda hasta bir ihtiyarım. M. Yesarî
-
Deep-Set. sunk. hollow. concave. hole. hollow. dip. cavity. scoop. pit. dimple. excavation. fosse. gully. gully drain. gutter. indent. sink. trench.
-
Burrow. cavity. concave. crater. dent. depression. fold. hollow. pit. socket. sunken. trench.
-
Cavity. dent. hollow. pit hole. depression. bore. bowl. dip. fold. pit. pocket. scoop. trench.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|