|
deneme hayvanı
-
Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve amenajman işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan.
-
Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan eser
Örnek:
İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
-
Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü
Örnek:
Öykülerimde, denemelerimde beni yazmaya iten yüreğimin taşmasıdır. N. Cumalı
-
Denemek işi, sınama, deneyim, tecrübe
-
Atma ya da atlama yapan yarışçının, her dönede birer kez kullandığı sınama hakkı.
-
1. Araştırmacının, deneklere yöntemi uyguladığı, verileri elde ettiği ve çıkan sonuçların değerlendirdiği ve bu üç elementi tasarım sırasında denetlediği bir çalışma. 2. Bir olayı veya genel bir gerçeği keşfetmek veya göstermek için kullanılan bir işlem.
-
Crack. test. testing. trial. pilot. trial. testing. test. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout.
-
Crack. test. testing. trial. pilot. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout. attempt. competition. shakedown. shy. stab.
-
Essay. experiment. experimentation. proof. proving. test. testing. trial. try. tryout. quiz. examination. probation. tentative. trying. rehearsal. assaying. cut-and-try. experimental. being tested.
-
shakedown
-
Trial
-
Trial, experiment
-
Versuch
-
Essai
-
Otlak, çayırlık
Örnek:
Yağmurun altında çobanıyla beraber meraya çıktı, birdenbire şaşırdı. Ö. Seyfettin
-
Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, otları seyrek ve kısa boylu, biçilmeye uygun olmayan engebeli arazi.
-
grassland.
-
Field. pasturage. pasture.
-
Pasture. feeding ground. field. lea. meadow.
-
Graze, pasture, grassland
verim(nedir ne demek)
-
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman.
-
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere
Örnek:
Nil, kendisini hayalinin eşsiz verimine kaptırmış, neler düşünüyor, ne tablolar çiziyor, ne oyunlar ve ne yalanlar hazırlıyor. R. H. Karay
-
Uluslararası birimle "hektar başına kental" olarak tarladan elde edilen ürün.
-
Bir hayvandan belirli bir süre içerinde elde edilen et, süt ve yumurta ve yün gibi hayvansal ürün miktarının belirlenmesinde kullanılan bir terim.
-
Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç.
-
Capacity. crop. delivery. effect. efficiency. feat. make. output. outturn. performance. rating. richness. run. turnout. yield.
-
Output. produce. yield. return. profit. efficiency. product.
-
Efficiency. output. yield. production. proceeds. rating. performance. capacity. delivery. creativeness. fruit. labo u r performance. make. outturn. turnout. useful work.
-
Yield per hectare
-
Efficiency (of a machine
-
production
-
Wirkungsgrad, Güteverhältnis, Leistungsfähigkeit
-
Rendement à lha
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|