|
demek istemek
-
Bir düşünceyi söylemek istemek; bir şeyi anlatmak istemek.
-
İntend. mean.
-
Söylemek, söz söylemek
Örnek:
Eskilerin dediği gibi beşer, şaşar. B. Felek
-
Ad vermek.
-
Bir dilde karşılığı olmak.
-
Herhangi bir ses çıkarmak.
-
Herhangi bir kanıya, yargıya varmak.
-
Düşünmek.
-
Oranlamak.
-
Ummak.
-
So. then. bade. say. tell. call. term. bid. observe. style.
-
Bid. call. observe. say. term. utter. to say. to call. to name. to mean.
-
To say. to call. to name. assert. bid. denominate. designate. drive at. imply. mean. remark. style.
-
İstek duymak, arzulamak
Örnek:
İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi. P. Safa
-
Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek
Örnek:
Bir gün benden okumak için kitap istedi. F. R. Atay
-
Görmek istediğini bildirmek.
-
Gerek olmak.
-
Evlenmek dileğinde bulunmak.
-
Want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for.
-
Want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for. beg. beseech. care. entail. invoke. mean. take. yearn.
-
Claim. to want. to desire. to wish. to ask sb for sth. to be necessary. to require. to ask for marriage. call for. choose. court. crave. demand. drive at. insist. list. need. petition. please. postulate. purpose. request. requisition. seek. sue.
-
Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak
Örnek:
Bu konak için de yine senelerden beri aynı şeyi söylerim. R. N. Güntekin
-
Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak
Örnek:
Hececiler kendilerinden sonra yeni bir edebî neslin yetişmediğini söylüyorlar. S. F. Abasıyanık
-
Yapılmasını istemek
Örnek:
Biraz sonra nazırın yine beni istediğini söylediler. F. R. Atay
-
Türkü, şarkı vb. okumak
Örnek:
Kanto söyler gibi hareketler ve taklitlerle söylediği şarkılar pek eğlenceli şeylerdi. R. N. Güntekin
-
Yazmak, düzmek.
-
Haber vermek
Örnek:
Benim burada nasıl yaşadığımı görenler gidip babama da söylerler. A. Ş. Hisar
-
Önceden bildirmek, tahmin etmek
Örnek:
Bir değil iki tane olduğunu size söylemiştim. R. H. Karay
-
Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak
Örnek:
Ne söyler bu türküler / Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler. N. Cumalı
-
Bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.
-
Apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.
-
To say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.
şeyi(nedir ne demek)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|