|
delikli saplaç
-
Başı üzerinde yiv eksenine dik bir halka bulunan saplaç
-
Eye belt
-
Ringbolzen
-
Boulon à oeil
-
Deliği veya delikleri olan
Örnek:
Sokaklarda delikli Mihaliç peynirinden nane suyuna kadar ne görse alıyordu. R. N. Güntekin
-
Bir tür olta iğnesi.
-
Kevgir.
-
Deliklerle kaplı esnek doku şeridi.
-
holey.
-
Perforated. punched. sprocketed. alveolate.
-
Perforated. having a hole. skimmer. hollow. bored. pierced. punched. celled. spongy. honeycombed. leachy. porose. porous.
-
peekaboo
-
Dar, küçük açıklık.
-
Dar, küçük çukur
Örnek:
Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı. S. F. Abasıyanık
-
Küçük hayvan yuvası.
-
Delinmiş olan
Örnek:
Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum. H. S. Tanrıöver
-
Cezaevi.
-
Filmin ya da mıknatıslı kuşağın çeşitli sinema araçlarında düzenli yürümesini sağlamak amacıyla, bu araçlardaki dişlere uygun biçimde tek ya da iki yanında, düzenli aralıklarla uzunlamasına sıralanan belirli boy ve biçimdeki boşluklar.
-
Perforation hole, perforation, sprocket hole
-
Hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole.
-
Hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole. blowout. eye. leaky. nutcase. orifice. outlet. prick. rent.
-
Hole. bore. orifice. perforation. opening. prison. jail. jug. socket. gap. mesh. eye. leak. tunnel. aperture. pore. puncture.
-
prick
-
Perforation, Perforationsloch
-
perforation
-
İki parçayı birleştiren yuvarlak, çelik burmalı çivi.
-
bolt
-
Bolzen
-
boulon
-
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser
Örnek:
Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı
-
Bir topluluğu yöneten kimse
-
Başlangıç.
-
Temel, esas
-
Arazide en yüksek nokta.
-
Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
-
Bir şeyin uçlarından biri
-
Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet.
-
Çıban.
-
İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi.
-
Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa.
-
Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı.
-
Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı.
-
Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı.
-
İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika.
-
Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. head. top. knob. heading. beginning. bow. chief. coconut. costard. leader. n.
-
Chief. head. arch. capital. central. in chief. especial. first. foremost. general. governing. grand. initial. master. premier. primal. primary. prime. principal. beginnings. top. knob. heading. beginning. bow. coconut. costard. leader. n. base. cardinal. helm. kingpin. nut.
-
Beginning. bow. head. leader. leading. top. chief. crest. either of two ends. bow. glove. bulb. head. agio. exchange premium. upper end. sconce. prow. foreship. knob. fore. poll. major. boss. standard. primary. headman. header.
-
head
-
Kopf Dgr.: Yun. kephale:baş
-
tête
üzerinde(nedir ne demek)
-
Üstünde
Örnek:
Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir. R. E. Ünaydın
-
... ile ilgili, üzerine
-
Super-. above. on. over. upon.
-
On. upon.
-
Over. upon.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|