|
defterdar kapısı
-
Osmanlı devleti Maliye bakanlığı.
-
Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli.
-
Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli.
-
1- Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek buyurucusuna verilen san. 2- İllerde maliye işleriyle uğraşan yüksek görevli.
-
Head of the financial department.
-
District treasurer. the official heading on provincial treasury.
-
Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
-
Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat
Örnek:
Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık
-
Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân
-
Gidere yol açan gereksinim.
-
Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
-
Devlet dairesi.
-
Ev gezmesi için gidilen yer.
-
Door. gate. portal. entrance. gateway. entry. hatchway. opening.
-
Port. door. gate. possibility. place of work. course. outlet. valve. vessel.
-
Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan
Örnek:
Benim bildiğim Osmanlı kadınlar dobra dobradır. N. Cumalı
-
Xiii. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları.
-
1- I. Osman'ın Anadolu'da kurup sonradan Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları üzerine yayılarak büyük bir imparatorluk haline gelen Türk devletinin adı. 2-Osmanlı devleti uyruğu. 3- Vezir dairelerinde hizmet gören ağalara verilen ad. bk. zobu, ağam çırağı.
-
Ottoman. ottoman.
-
ottoman.
devlet(nedir ne demek)
-
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.
-
Büyüklük, mevki.
-
Mutluluk
Örnek:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Muhibbî
-
Talih.
-
Devletin yönetim organları
-
Sınırları belirli bir yurt ve türe düzeni içinde, ülküdeş insanların topluca ve kamu yararını sağlamak amacıyle örgütlenerek kurdukları ve benzeri topluluklarca bağımsız ve siyasal kişiliği tanınmış birlik.
-
Büyük mutluluk.
-
Kut, talih.
-
Büyük aşama, orun, mevki.
-
Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
-
State. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.
-
State. government.
-
Government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.
-
State, Commonwealth
-
Etat
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|