|
dead asleep
-
Ölü, öImüş, müteveffa
-
sönük
-
Cansız, hareketsiz, ölü gibi
-
Renksiz, solgun, tadı kaçmış, soğuk
-
Ölü zaman
-
Uykuda olan, uyuşmuş
-
Uyurken, uykuya
-
Dead asleep
-
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
Örnek:
Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor. Ö. Seyfettin
-
Yüzeyden içeri inen.
-
Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan.
-
Yoğun
Örnek:
Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı. M. Ş. Esendal
-
Uzun süren
Örnek:
Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi. P. Safa
-
Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan
Örnek:
Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır. F. R. Atay
-
İçten gelen.
-
Uyanılması güç, ağır (uyku).
-
Çok gelişmiş, çok ilerlemiş.
-
Yoğun.
-
Deep. profound. abstruse. fathomless. recondite. religious.
-
Deep. exquisite. extensive. profound. recondite. sound. thorough.
-
Deep. profound. bottom. depth.
-
sound
uykuda(nedir ne demek)
-
Asleep, in the arms of Morpheus
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|