|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
etmek
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
yapmak(nedir ne demek)
-
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Örnek:
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
-
Olmasına yol açmak.
-
Onarmak, tamir etmek.
-
Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
Örnek:
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
-
Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
Örnek:
Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
-
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
Örnek:
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
-
Düzenli bir duruma getirmek.
-
Üretmek.
-
Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
-
Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
-
To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
-
father
-
perpetrate
-
Put on
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|