|
dayaklamak
-
Yıkılmaması için bir şeye destek koymak.
-
Kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek.
-
To support with props.
-
Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda.
-
Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, hamil.
-
Maddi ve manevi yardımcı, dayanak
Örnek:
Kızardı, söylenirdi ama gene de tek desteği oydu hayatta. O. Hançerlioğlu
-
Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma.
-
Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru.
-
Alıcı çalıştırılırken sallanmamasını ya da düzgün devinimlerde bulunmasını sağlayan biçim ve boydaki yardımcı araç; başlıcaları üçayak, tekayak, göğüs ayağı, omuzluktur.
-
Camera support (mounting), support, mounting
-
Auxiliary. backup. supporting. support. stand-by. brace. prop. rest. underlay. upholder. buttress. backing. backup. aid. supporter. friend. anchorage. assistance. bolster. booster. bracer. bracket. contribution. cooperation. corbel. countenance. crut.
-
Aid. assistance. auspices. backing. boost. brace. bracket. buttress. comfort. console. cooperate. countenance. favour. pier. promotion. prop. reinforcement. rest. shore. shoulder. stand. strut. support. truss. beam. reinforcements. help. helper.
-
Support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppet. rest. backstay. outrigger. cleat. stay-by. skid. bolster. strutting. holdfast. staff. counterfront. angle tie. abutment. aid and com.
-
Stativ, Kamerastativ
-
Support de caméra
koymak(nedir ne demek)
-
Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
Örnek:
Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık
-
Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
-
Bırakmak.
-
Katmak, eklemek
-
İmza, tarih, adres yazmak.
-
Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
-
Etkilemek, dokunmak.
-
Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
-
Adamdan saymak, varlığını kabul etmek: Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu. -R. H. Karay. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler. -M. Ş. Esendal.
-
Put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.
-
Apply. deposit. lay. park. place. post. put. set. stick. wrap. to put. to place. to set. to lay. to pour. to impose. to affect. to sadden. to move.
-
To put. to place. to let go. to affect. to upset. to bother. to move. to appropriate. to set aside.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|