|
dayak düşkünü
-
Dayağa layık olan, dövülmeyi hak eden (kimse).
-
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek.
-
Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda
Örnek:
Gelin ayağından, çoban dayağından belli olur. Atasözü
-
Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü.
-
(Mimarlık) Bir yapının yıkılmaması için yapıya dayatılan destek.
-
Beating. thrashing. corporal punishment. whipping. rod. prop. bashing. basting. birching. caning. chastisement. dressing-down. drubbing. dusting. flogging. fustigation. hiding. lacing. licking. sock. trimming. wallop. whacking. whaling. the works.
-
Hiding. thrashing. whacking. beating. going-over. prop. support. stay.
-
Beating. thrashing. prop. support. backing. back rest. abutment. backstay. backstop. bar. bearing. bearing pile. strut. holdfast. fulcrum. reinforcement. leg. horse. column. stand-by. stock. pillar. stirrup. ground swell. auto seat pad. corporal punishmen.
-
Sleeper
-
Appui, lambourde
-
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
Örnek:
Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. H. E. Adıvar
-
Geçim sıkıntısına düşmüş
Örnek:
Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. R. H. Karay
-
Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
Örnek:
Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. Y. K. Beyatlı
-
Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
-
Değer ve onurunu yitirmiş.
-
Addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.
-
Buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.
-
Indigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.
-
Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan
Örnek:
Sevilmeye o herkesten fazla layıktır. P. Safa
-
Bir kimseye uygun olan, yaraşan.
-
Uygun, değer, yakışır.
-
Worthy. worthy of. worth. fit. fitting. deserving.
-
Worthy. deserving.
-
Deserving of. worthy of. suited to be. fit to be. suitable. appropriate. fit. fitting. proper. well- deserved. worthy.
-
Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
-
[Olan] pron. one
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|