Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > davanın düşmesi nedir, davanın düşmesi ne demek (davanın düşmesi nnd)

davanın düşmesi nedir, davanın düşmesi ne demek?

davanın düşmesi

  1. Sanığın ölmesi, zaman aşımı, genel bağışlama, kişisel yakınmaya bağlı davalarda davacının isteminden vazgeçmesi ya da yasada gösterilen belirli nedenlerin gerçekleşmesi üzerine davanın ortadan kalkması.
  2. (en) Discontinuance of action.
  3. (fr) Extinction de l'action

dava (nedir ne demek)

  1. Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
  2. İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
    Örnek: Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. H. C. Yalçın
  3. Sorun
    Örnek: O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. Y. K. Beyatlı
  4. Ülkü
  5. Sevgili.
  6. Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
  7. Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
  8. Bk. kanıtsav
  9. (en) Action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation.
  10. (en) Lawsuit.
  11. (en) Trial.
  12. (en) Suit.
  13. (en) Action.
  14. (en) Claim.
  15. (en) Case.
  16. (en) Process.
  17. (en) Prosecution.
  18. (en) Cause.
  19. (en) İnstance.
  20. (en) Litigation.
  21. (en) Plea.
  22. (en) Pleading.
  23. (en) Plaint.
  24. (en) Proceeding.
  25. (en) Assertion.
  26. (en) Thesis.
  27. (en) Problem.
  28. (en) Question.
  29. (en) Matter.
  30. (en) Law suit.
  31. (en) Court case.
  32. (en) Theorem.
  33. (en) Appeal.
  34. (en) Allegation.
  35. (en) Complaint.
  36. (en) Quarrel.
  37. (en) Proposition.
  38. (en) Grand purpose.
  39. (en) Actio.
  40. (en) Vi vulgaris.
  41. (en) Legal acuse.
  42. (en) Court suit.
  43. (fr) Action, procès, cause, poursuite, litige
  44. (fr) Dava

kanıtsav (nedir ne demek)

  1. İlksavlı bir biçimsel dizgede kanıtlanabilen, başka bir deyişle ilksavlardan çıkarım kuralları yardımıyla türetilebilen tamdeyim. || Temel mantıklı bir biçimsel dizgeninkanıtsavları yinelgen sayılabilir olan bir küme oluşturur.
  2. (en) Theorem, formal theorem, thesis.
  3. (fr) Théorème, thèse

düşme (nedir ne demek)

  1. Düşmek işi.
  2. (en) Sag.
  3. (en) Fall.
  4. (en) Downfall.
  5. (en) Falling down.
  6. (en) Drop.
  7. (en) Descent.
  8. (en) Falling off.
  9. (en) Falling-Away.
  10. (en) Flop.
  11. (en) Precipitation.
  12. (en) Scale-Down.
  13. (en) Slump.
  14. (en) Spill.
  15. (en) Tumble.
  16. (en) Comedown.
  17. (en) Decline.
  18. (en) Setback.
  19. (en) Trip.
  20. (en) Falling.
  21. (en) Crash.
  22. (en) Leeway.
  23. (en) Decrease.
  24. (en) Depreciation.
  25. (en) Sinking.
  26. (en) Drift.
  27. (en) Declination.
  28. (en) Depression.
  29. (en) Attenuation.
  30. (en) Pitching.
  31. (en) Squash.
  32. (en) Crash landing.
  33. (en) Tumbling.
  34. (en) Deducting.
  35. (en) Deduction.
  36. (en) Degradation.
  37. (en) Fail.
  38. (en) Prolapse.
  39. (en) Shortfall.

ölme (nedir ne demek)

  1. Ölmek işi, fevt, kabız, uful
  2. (en) Decease.
  3. (en) Dying.
  4. (en) Burton.
  5. (en) Death.

zaman (nedir ne demek)

  1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit
    Örnek: Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin
  2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit
    Örnek: Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir. A. İlhan
  3. Belirlenmiş olan an.
  4. Çağ, mevsim.
  5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler.
  6. Dönem, devir
    Örnek: Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukala herifi sepetledi. H. Taner
  7. Bir süre ile ilgili durum ve şartlar
    Örnek: Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu. H. Taner
  8. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.
  9. Bk. çağ
  10. (Derleme.. fiillerdeZaman) Eylemlerin belirttikleri geçmişZaman, şimdikiZaman, genişZaman, gelecekZaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
  11. Bk. evre
  12. Si biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut.
  13. Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.
  14. Vakit; çağ.
  15. (en) Whilst.
  16. (en) Bout.
  17. (en) Leeway.
  18. (en) Space.
  19. (en) Beat.
  20. (en) The enemy.
  21. (en) İnterval.
  22. (en) Cycle.
  23. (en) Date.
  24. (en) Father time.
  25. (en) Hour.
  26. (en) Season.
  27. (en) Tense.
  28. (en) Time.
  29. (en) When.
  30. (en) While.
  31. (en) Sands.
  32. (en) Juncture.
  33. (en) Tide.
  34. (fr) Temps

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.010