Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dara ile birlikte ağırlık nedir, dara ile birlikte ağırlık ne demek, dara ile birlikte ağırlıkın anlamı (dara ile birlikte ağırlık nnd)

dara ile birlikte ağırlık nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

dara

  1. Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı.
  2. Bu kabın ağırlığına karşılık olarak terazinin öbür kefesine konulan ağırlık, abra.
  3. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı.
  4. Bir malın net ve brüt ağırlıkları arasındaki fark.
  5. Bk. boş ağırlık
  6. Hükümdar.
  7. Tanrı adlarından.
  8. Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu.
  9. (en) Tare. weight of the container.
  10. (en) tare

boş ağırlık (nedir ne demek)

  1. Bir aracın yüksüz ağırlığı.
  2. (en) Dry weight
  3. <(al) Leergewicht
  4. (fr) Poids mort

ile (nedir ne demek)

  1. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
    Örnek: Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
  2. Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
  3. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
  4. (en) And. with. together with. by. withal. on. cum.
  5. (en) And. by. on. plus. with. by means of.
  6. (en) With. together with. by. hereby. in. to. upon.

birlikte (nedir ne demek)

  1. Bir arada, beraberce, hep beraber
    Örnek: Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz / Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare. T. Fikret
  2. Yanında, beraberinde.
  3. (en) Joint. co. in collaboration with. in concur with. unisonous. together. as one man. jointly. in common. as well as. co-. cum. with.
  4. (en) Along. together. in company.
  5. (en) Together. in company. in common. cum. all in one. in unison.

nesne (nedir ne demek)

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. (en) Article. object. objective. objective case.
  8. (en) Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
  9. (en) Object. thing. article. charm. chose.
  10. (en) object
  11. (en) Determined direct object
  12. (al) Gegenstand
  13. (fr) objet
  14. (fr) Complément direct déterminé, object
  15. (la) objectum

karşılık(nedir ne demek)

  1. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
    Örnek: Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu. H. R. Gürpınar
  2. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
  3. Cevap, yanıt.
  4. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
  5. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
  6. İktisadi karar birimleri tarafından istenen veya gereksinim duyulan malların satılması, paranın verilmesi, ödeneğin sağlanması gibi işler.
  7. bedel.
  8. (en) As against. equivalent. provisions. return. wages. answer. reply. payoff. consideration. counter. counterbalance. counterpart. offset. payment. provision. quid pro quo. quittance. reciprocation. recompense. remuneration. repayment. requital. response.
  9. (en) Answer. comeback. consideration. counterbalance. equivalent. price. recompense. redress. repayment. reply. response. retort. return. reward. reaction. acknowledgement. reciprocity. counterpart. compensation. allowance.
  10. (en) Provision. allowance. response. equivalent. translation. amount paid. equivalent given in return. appropriation. designated fund. opposite. contrary. in contrast to. in response to. in payment for. answer. compensation. consideration. counter. counterpart.
  11. (en) provision

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük