|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
dara
-
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı.
-
Bu kabın ağırlığına karşılık olarak terazinin öbür kefesine konulan ağırlık, abra.
-
İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı.
-
Bir malın net ve brüt ağırlıkları arasındaki fark.
-
Bk. boş ağırlık
-
Hükümdar.
-
Tanrı adlarından.
-
Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu.
-
Tare. weight of the container.
-
tare
-
Bir aracın yüksüz ağırlığı.
-
Dry weight
-
Leergewicht
-
Poids mort
-
Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
Örnek:
Çabuk bir süvari ile bana haber gönderiniz. Ö. Seyfettin
-
Bazı soyut isimlere getirildiğinde durum bildiren zarflar oluşturan bir söz.
-
Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz.
-
And. with. together with. by. withal. on. cum.
-
And. by. on. plus. with. by means of.
-
With. together with. by. hereby. in. to. upon.
-
Bir arada, beraberce, hep beraber
Örnek:
Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz / Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare. T. Fikret
-
Yanında, beraberinde.
-
Joint. co. in collaboration with. in concur with. unisonous. together. as one man. jointly. in common. as well as. co-. cum. with.
-
Along. together. in company.
-
Together. in company. in common. cum. all in one. in unison.
-
Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
Örnek:
Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
-
Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
-
Öznenin dışında kalan her konu, obje
Örnek:
Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
-
(Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
-
İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
-
(Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
-
Article. object. objective. objective case.
-
Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
-
Object. thing. article. charm. chose.
-
object
-
Determined direct object
-
Gegenstand
-
objet
-
Complément direct déterminé, object
-
objectum
karşılık(nedir ne demek)
-
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
Örnek:
Haykırışlarına etraftan karşılık gelmiyordu. H. R. Gürpınar
-
Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
-
Cevap, yanıt.
-
Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel
-
Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat.
-
İktisadi karar birimleri tarafından istenen veya gereksinim duyulan malların satılması, paranın verilmesi, ödeneğin sağlanması gibi işler.
-
bedel.
-
As against. equivalent. provisions. return. wages. answer. reply. payoff. consideration. counter. counterbalance. counterpart. offset. payment. provision. quid pro quo. quittance. reciprocation. recompense. remuneration. repayment. requital. response.
-
Answer. comeback. consideration. counterbalance. equivalent. price. recompense. redress. repayment. reply. response. retort. return. reward. reaction. acknowledgement. reciprocity. counterpart. compensation. allowance.
-
Provision. allowance. response. equivalent. translation. amount paid. equivalent given in return. appropriation. designated fund. opposite. contrary. in contrast to. in response to. in payment for. answer. compensation. consideration. counter. counterpart.
-
provision
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|