NND Sözlük

Ana Sayfa > dar hat nedir, dar hat ne demek (dar hat nnd)

dar hat nedir, dar hat ne demek?

dar hat

  1. Dar demir yolu.

dar   US UK (nedir ne demek)

  1. İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı.
  2. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz
    Örnek: Sahilleri kucaklayan tatlı meltemler, bu mahallenin dar sokaklarından geçmiyordu. S. Derviş
  3. Az, elverişsiz, sınırlı.
  4. Sıkıntılı
    Örnek: Dar bir gün gelmiş birinden üç beş kuruş almışım, ne çıkar! M. Ş. Esendal
  5. Yetersiz.
  6. Güçlükle, ucu ucuna, ancak
    Örnek: En sonra, pek çok sıkılan çocukların zoru ile, akşam altı postasına dar yetiştiler. M. Ş. Esendal
  7. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk.
  8. Yurt.
  9. Ev.
  10. Darağacı. İdama mahkum olanların asıldığı sehba.
  11. Sahib, malik, tutan (manasındadır.) Mesela: Bayrakdar $ : Bayrak tutan. (Osmanlıca'da yazılışı: dâr)
  12. (C.: Dura-Duru) Davar emziği.DAR' : Men'etmek, engel olmak.
  13. (en) Defense Acquisition Regulations.
  14. (en) Daughters of the American Revolution.
  15. (en) Deutscher Akkreditierungsrat.
  16. (en) Acute.
  17. (en) Narrow.
  18. (en) Tight.
  19. (en) Constricted.
  20. (en) Close-bodied.
  21. (en) Clinging.
  22. (en) Exiguous.
  23. (en) Parochial.
  24. (en) Poky.
  25. (en) Snug.
  26. (en) Strait.
  27. (en) Stringent.
  28. (en) Narrowly.
  29. (en) Close-fitting.
  30. (en) Restricted.
  31. (en) Shallow.
  32. (en) Cramped.
  33. (en) Scant.
  34. (en) Scanty.
  35. (en) Short.
  36. (en) Limited.
  37. (en) Barely.
  38. (en) Difficult.
  39. (en) Close.
  40. (en) Close fitting.
  41. (en) Local.
  42. (en) Spare.
  43. (en) Tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeyen.
  44. (en) Trews.
  45. (en) Digital Audio Radio.
  46. (en) Dial-a-ride: see 'demand responsive.
  47. (en) House, household, realm.
  48. (en) [From Hindi /dar/, with initial /d-/ in Mandarin Chinese /dai/ ] stripe -- marking of a different color or texture from the background.
  49. (en) Door, gate.
  50. (en) Book.
  51. Daughters of the American Revolution Amerika'da milliyetçi ve tutucu bir kadın derneği.

hat   US UK (nedir ne demek)

  1. Çizgi.
  2. Yazı.
  3. Ulaşım sağlayan bir taşıtın uğradığı yerlerin bütünü, yol, geçek.
  4. Elektrik akımı taşıyan tel veya kablo sistemi
    Örnek: Bir kablodan muhtelif hatlar çıkar. S. F. Abasıyanık
  5. Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişim sağlayan yol, kanal.
  6. Sınır
    Örnek: Dalga dalga ilerleyen hücum hatlarımız birinci düşman siperlerine girdi. A. Gündüz
  7. Yüzü biçimlendiren çizgi veya kırışıklık
    Örnek: Yüz hatları bütün bu rivayetleri doğruluyor. H. Taner
  8. Vücut biçimi.
  9. Bk. yazı
  10. Çizgi
  11. Bk. çizgi
  12. Çaylak kuşu.
  13. (en) As it pertains to the Headline puzzle, one of the two words necessary to create the mixed alphabet The hat is used to create a sequence of numbers which is then used to number the columns of a matrix containing the letters of the alphabet The columns are transposed according to their assigned numbers from the sequence The resulting alphabet consisting of the transposed columns is called the mixed alphabet.
  14. (en) On a train, a locomotive engineer and a conductor each wears a different kind of hat You will notice that various jobs in the society are designated by different hats From this we get the word hat as a slang term meaning one's specialized duties This is one's hat.
  15. (en) The portion of a detachable brake disc that comes in contact with the wheel hub.
  16. (en) Job, the duties of a post.
  17. (en) Same as Caret.
  18. (en) Standing in the doorway.
  19. (en) Scientology slang term for a particular job, taken from the fact that in many professions, such as railroading, the type of hat worn is the badge of the job The term hat is also used to describe the write-ups, checksheets and packs that outline the purposes, know-how and duties of a job in a Scientology organization.
  20. (en) The enzyme responsible for the acetylation of lysine residues on histone tails.
  21. (en) Has , hath , haveth.
  22. (en) Line.
  23. (en) Stroke.
  24. (en) Sing.
  25. (en) Pres.
  26. (en) Of Hote to be called.
  27. (en) Cap or hat worn by officers or enlisted men when full-dress uniform, or dress uniform, is not worn.
  28. (en) An informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly' headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted' furnish with a hat.
  29. (en) Handwriting.
  30. (en) Calligraphy.
  31. (en) Railway.
  32. (en) Trackway.
  33. (en) Railway track.
  34. (en) Lettering.
  35. (en) Letters.
  36. (en) Route.
  37. (en) Verge.
  38. (en) Headdress that protects the head from bad weather; has shaped crown and usually a brim.
  39. (en) An informal term for a person's role; 'he took off his politician's hat and talked frankly'.
  40. (en) Put on or wear a hat; 'He was unsuitably hatted'.
  41. (en) Furnish with a hat.
  42. (en) Slang: High hat cymbals Submitted by Karl Kuenning RFL from Roadie Net.
  43. (en) Height above touchdown.
  44. ), (f.) şapka
  45. Kardinalin şapkası
  46. Kardinallik rütbesi
  47. Şapka giydirmek
  48. Şapka

yazı (nedir ne demek)

  1. Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazma işi.
  2. Alfabe.
  3. Harfleri yazma biçimi.
  4. Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür.
  5. Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
  6. Anlam, sanat veya biçim bakımından yazılan şey, makale
    Örnek: İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. F. R. Atay
  7. Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü.
  8. Yazgı.
  9. Düz yer, ova, kır.
  10. Seslerin harflerle, hecelerle veya resimlerle gösterilmesi.
  11. Üzerinde görüş birliği sağlanmış her sese karşılık gelen sembol ve işaretlerin sistemli bir şekilde dizilerek kalıcı zemin üzerine oluşturulduğu iletişim aracı.
  12. Görüntüde yer alan, fakat görünçlüğün bir parçası olmayan her çeşityazıyı anlatır terim.
  13. Bk. arayazı
  14. (en) Title, caption.
  15. (en) Paper.
  16. (en) Tail.
  17. (en) Calligraphy.
  18. (en) Handwriting.
  19. (en) Clerical.
  20. (en) Writing, script.
  21. (en) Scriptural.
  22. (en) Writing.
  23. (en) Article.
  24. (en) Contribution.
  25. (en) İnscription.
  26. (en) Lettering.
  27. (en) Scripture.
  28. (en) Fate.
  29. (en) Destiny.
  30. (en) Face.
  31. (al) Titel, Einblendtitel, Insert, Schriftinsert, Titelinsert
  32. (fr) Titre, carton
  33. (fr) Écriture

demir (nedir ne demek)

  1. İnsan veya hayvan memesi.
  2. Bu elementten yapılmış
    Örnek: Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular. P. Safa
  3. Bazı nesnelerin demirden yapılmış parçası.
  4. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
  5. Güçlü, kuvvetli, sert
    Örnek: O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu. S. F. Abasıyanık
  6. Çapa (II).
  7. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
  8. Simgesi Fe , atom numarası 26, atom kütlesi 55,85 g, e.n. 1535
  9. Bazı minerallerde, hemen hemen her çeşit toprakta ve mineralli sularda bulunan atom numarası 26, atom ağırlığı 55, 847, sembolü Fe olan bir metal element. Hemoglobin, miyoglobin, sitokrom, peroksidaz, katalaz gibi bazı hemoproteinlerin temel kısmını oluşturur. Esas işlevi oksijenin hemoglobin içinde dokulara ve hücresel oksidasyon mekanizmalarına taşınmasıdır.
  10. Sağlamlık, dayanıklılık gibi özelliklerinden dolayı çoğu halk inanmalarında ve büyüsel işlemlerde kullanılan maden.
  11. Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden.
  12. dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden
  13. (en) Made of iron.
  14. (en) Base metal goods.
  15. (en) İron.
  16. (en) İrony.
  17. (en) Ferrous.
  18. (en) Ferruginous.
  19. (en) Anchor.
  20. (en) Cleat.
  21. (en) Ferr-.
  22. (fr) Fer

yol (nedir ne demek)

  1. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.
  2. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
    Örnek: Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. Ç. Altan
  3. Genellikle yerleşim alanlarını bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
    Örnek: Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. Ö. Seyfettin
  4. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer.
  5. Gidiş çabukluğu, hız.
  6. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
  7. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik.
  8. Yolculuk.
  9. Kolcuğun veya anahtarın konumlarından her biri.
  10. Elektronlar, iyonlar veya moleküller gibi taneciklerin hareket ettiği iz, patika.
  11. İnsanların, bir yerden başka bir yere gitmek üzere üzerinden ya da içinden geçtikleri, yerleşim yerlerinin gelişme doğrultusunu yakından etkileyen ve düzentasarlarda önemli bir öge oluşturan yerler.
  12. (en) İtinerary.
  13. (en) Road.
  14. (en) Access.
  15. (en) Artery.
  16. (en) Course.
  17. (en) Dodge.
  18. (en) Lane.
  19. (en) Alley.
  20. (en) Form.
  21. (en) Frontager.
  22. (en) Measure.
  23. (en) Way, road.
  24. (en) Way.
  25. (en) Angle.
  26. (en) Approach.
  27. (en) Avenue.
  28. (en) Channel.
  29. (en) Cutting.
  30. (en) Expedient.
  31. (en) Gateway.
  32. (en) Handle.
  33. (en) Journey.
  34. (en) Meatus.
  35. (en) Outlet.
  36. (en) Path.
  37. (en) Route.
  38. (en) Tack.
  39. (en) Thoroughfare.
  40. (en) Trail.
  41. (en) Walk.
  42. (en) Weigh.
  43. (en) Wise.
  44. (en) Line.
  45. (en) Manner.
  46. (en) Means.
  47. (en) Method.
  48. (en) Mode.
  49. (en) Order.
  50. (en) Process.
  51. (en) Recipe.
  52. (en) Rule.
  53. (en) Streak.
  54. (en) Ways.
  55. (en) Street.
  56. (en) Stripe.
  57. (en) Passage.
  58. (en) System.
  59. (en) Proprieties.
  60. (en) Sort.
  61. (en) Tracing.
  62. (en) Track.
  63. (fr) Chemin, voie
  64. (fr) Trajectoire

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013