|
dalga boyu
-
Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık.
-
Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık.
-
Bir dalganın eşit evreli ardışık noktaları arasındaki uzaklık.
-
Bk. dalga uzunluğu
-
Devirsel bir dalganın yayılma doğrultusunda, salınımı aynı evrede olan ve birbirini izleyen iki noktası arasındaki uzaklık.
-
Wave length.
-
wavelength.
-
Wavelength. wave length.
-
wavelength
-
Wellenlänge
-
Longueur d'onde
-
Dalga boyu.
-
Bir dalganın eşit evreli noktaları arasındaki uzunluk. (Dalga uzunluğu, dalga deviniminin hızının, yinelenimine bölünmesiyle bulunur. Buna göre,dalga uzunluğu, yinelenimle ters orantılıdır:dalga uzunluğu arttıkça yinelenim azalır, yinelenim yükseldikçedalga uzunluğu azalır). TV
-
Bir elektromıknatıs dalganın birbirini izleyen iki uç noktasının metreyle belirtilen uzunluğu
-
Bir verici dalgalığın ürettiği, birbirini izleyen iki elektromıknatıs dalga arasındaki uzunluk.
-
wavelength
-
Wellenlänge
-
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket
Örnek:
Rıhtıma vuran dalgaların temposu da, içimdeki ölçüye uyuyor. H. Taner
-
Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem.
-
Bir yüzeydeki kıvrım
Örnek:
Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç. M. Ş. Esendal
-
Saçların kıvrım genişliği.
-
Gizli iş, dalavere
Örnek:
Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı. S. F. Abasıyanık
-
Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
-
Dalgınlık.
-
Geçici sevgili.
-
Geniş su yüzeylerinde rüzgârla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri.
-
Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı.
-
Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik.
-
Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik.İng.: wave Fr.: onde Alm.: Welle,Schwingung Dgr.: Jap.hadô Fiziksel
-
wave
-
Wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.
-
Beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.
-
Wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.
-
Welle
-
onde
-
vague
-
Kendi boyu kadar.
-
[boy] n. height, length, linear measurement, size, bulk, stature; clan, tribe
-
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
Örnek:
Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
-
Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
-
Uzunluk.
-
Yol, ırmak, deniz kıyısı
Örnek:
Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
-
Kumaş için ölçü.
-
Uzaklık
Örnek:
Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
-
Destan
Örnek:
Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
-
Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
Örnek:
Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
-
Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
-
Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
-
Bir aşiretin kollarından her biri.
-
Size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format,
-
Screen size, size of the picture screen
-
stature.
-
Clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.
-
A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
-
To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
-
In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
-
Length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.
-
Format, Filmformat, Kinoformat,
-
Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
-
Erkek çocuk, oğlan
-
delikanlı
-
aşağ
-
Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli
-
Biri ötekinin sağında veya solunda olarak, birbirinin yanında, birlikte
Örnek:
İki karyolayı yan yana koymuşlar, adı olmuş ayrı yatak! M. Ş. Esendal
-
Side by side.
-
Abreast. collateral.
-
Side by Side. collateral. side by side. abutted side by side. abreast. adjoining. cheek by jowl.
-
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
Örnek:
Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
-
Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
Örnek:
Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Yer.
-
Üst.
-
Birlikte, beraberinde olma
Örnek:
Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
-
Bedenin bir bölümü.
-
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
-
İkinci derece olan.
-
(Kuramsal istatistik) (
) evrendeğerinin (
) kestiricisi için, (
) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
-
Ancillary. aslant. asquint. awry. collateral. flanking. lateral. parietal. side. sidelong. sideward. subordinate. awry. sidelong. flank. side. by-. bye-.
-
Ancillary. cockeyed. flank. lateral. part. side. sidelong. sideways. skew. place. vicinity. direction. auxiliary. subsidiary. askew.
-
Side. flank. neighbourhood. vicinity. diggings. behalf. edge. hand. sideways. sub. way.
-
bias
-
Birden sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
-
Birden bir artık
Örnek:
Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
-
Two. dual. dyad. twain. two. couple. brace. amphi-. two-. bi-. duo-. ambi-.
-
Both. double. either. two.
-
Two. dyad. double double. twin double.
-
Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
-
Breath The physical act of respiration Also will power.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|