Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dalga boyu nedir, dalga boyu ne demek (dalga boyu nnd)

dalga boyu nedir, dalga boyu ne demek?

dalga boyu

  1. Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık.
  2. Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık.
  3. Bir dalganın eşit evreli ardışık noktaları arasındaki uzaklık.
  4. Belge inceleme cihazlarında kullanılan ve filtreler yardımıyla süzülüp oluşturulan ışığın belli bir anda ardışık iki dalga tepesi arasındaki mesafe.
  5. Bk. dalga uzunluğu
  6. Devirsel bir dalganın yayılma doğrultusunda, salınımı aynı evrede olan ve birbirini izleyen iki noktası arasındaki uzaklık.
  7. Dalganın ardı ardına iki eş evreli noktası arasındaki uzaklık.
  8. (en) Wave length.
  9. (en) Wavelength.
  10. (en) Wavelenght.
  11. (al) Wellenlänge
  12. (al) Wellenl
  13. (fr) Longueur d'onde

dalga uzunluğu (nedir ne demek)

  1. Dalga boyu.
  2. Bir dalganın eşit evreli noktaları arasındaki uzunluk. (Dalga uzunluğu, dalga deviniminin hızının, yinelenimine bölünmesiyle bulunur. Buna göre,dalga uzunluğu, yinelenimle ters orantılıdır:dalga uzunluğu arttıkça yinelenim azalır, yinelenim yükseldikçedalga uzunluğu azalır). TV
  3. Bir elektromıknatıs dalganın birbirini izleyen iki uç noktasının metreyle belirtilen uzunluğu
  4. Bir verici dalgalığın ürettiği, birbirini izleyen iki elektromıknatıs dalga arasındaki uzunluk.
  5. (en) Wavelength.
  6. (al) Wellenlänge

dalga (nedir ne demek)

  1. Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket
    Örnek: Rıhtıma vuran dalgaların temposu da, içimdeki ölçüye uyuyor. H. Taner
  2. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem.
  3. Bir yüzeydeki kıvrım
    Örnek: Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç. M. Ş. Esendal
  4. Saçların kıvrım genişliği.
  5. Gizli iş, dalavere
    Örnek: Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı. S. F. Abasıyanık
  6. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
  7. Dalgınlık.
  8. Geçici sevgili.
  9. Geniş su yüzeylerinde rüzgârla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri.
  10. Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı.
  11. Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik.
  12. Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik.
  13. Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik.
  14. (en) Wave.
  15. (en) Undulation.
  16. (en) Crimp.
  17. (en) Thingumabob.
  18. (en) Thingumajig.
  19. (en) Thingummy.
  20. (en) Beam.
  21. (en) Gadget.
  22. (en) Trick.
  23. (en) İntrigue.
  24. (en) Jigger.
  25. (en) Affair.
  26. (en) Sweetie.
  27. (en) Band.
  28. (en) Swell.
  29. (en) Hidden catch.
  30. (en) Billow.
  31. (en) Surge.
  32. (en) Oscillation.
  33. (en) Corrugation.
  34. (en) Absent-Mindedness.
  35. (en) Love affair.
  36. (en) Upsurge.
  37. (al) Welle
  38. (al) Welle,Schwingung Dgr.: Jap.hadô Fiziksel
  39. (al) Welle,Schwingung Dgr.: Jap.had
  40. (fr) Onde
  41. (fr) Vague

boyu (nedir ne demek)

  1. Kendi boyu kadar.
  2. (en) Height, length, linear measurement, size, bulk, stature; clan, tribe.

boy   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
    Örnek: Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
  2. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
  3. Uzunluk.
  4. Yol, ırmak, deniz kıyısı
    Örnek: Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
  5. Kumaş için ölçü.
  6. Uzaklık
    Örnek: Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
  7. Destan
    Örnek: Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
  8. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
    Örnek: Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
  9. Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
  10. Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
  11. Bir aşiretin kollarından her biri.
  12. Bk. yükseklik
  13. (en) Stature.
  14. (en) Male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
  15. (en) To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
  16. (en) Size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format,.
  17. (en) Screen size, size of the picture screen.
  18. (en) Clan.
  19. (en) Extent.
  20. (en) Figure.
  21. (en) Length.
  22. (en) Size.
  23. (en) Tribe.
  24. (en) In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race.
  25. (en) Offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
  26. (en) Height.
  27. (en) Edge.
  28. (en) Bank.
  29. (en) Magnitude.
  30. (al) Format, Filmformat, Kinoformat,
  31. (al) Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
  32. Erkek çocuk, oğlan
  33. Delikanlı
  34. Aşağ
  35. Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli

yan yana (nedir ne demek)

  1. Biri ötekinin sağında veya solunda olarak, birbirinin yanında, birlikte
    Örnek: İki karyolayı yan yana koymuşlar, adı olmuş ayrı yatak! M. Ş. Esendal
  2. (en) Abutted side by side.
  3. (en) Abreast.
  4. (en) Collateral.
  5. (en) Adjoining.
  6. (en) Side by side.
  7. (en) Cheek by jowl.

yan (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
    Örnek: Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
  2. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
    Örnek: Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Yer.
  4. Üst.
  5. Birlikte, beraberinde olma
    Örnek: Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
  6. Bedenin bir bölümü.
  7. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
  8. İkinci derece olan.
  9. Yanal.
  10. (Kuramsal istatistik) (…) evrendeğerinin (…) kestiricisi için, (…) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
  11. (en) Ancillary.
  12. (en) Cockeyed.
  13. (en) Part.
  14. (en) Sideways.
  15. (en) Skew.
  16. (en) Neighbourhood.
  17. (en) Diggings.
  18. (en) Behalf.
  19. (en) Bias.
  20. (en) Side.
  21. (en) Aslant.
  22. (en) Asquint.
  23. (en) Awry.
  24. (en) Collateral.
  25. (en) Flanking.
  26. (en) Lateral.
  27. (en) Parietal.
  28. (en) Sidelong.
  29. (en) Sideward.
  30. (en) Subordinate.
  31. (en) Flank.
  32. (en) Bye-.
  33. (en) Place.
  34. (en) Vicinity.
  35. (en) Direction.
  36. (en) Auxiliary.
  37. (en) Subsidiary.
  38. (en) Askew.
  39. (en) Edge.
  40. (en) Hand.

iki (nedir ne demek)

  1. Birden sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 2, II rakamlarının adı.
  3. Birden bir artık
    Örnek: Bir sokak başında kavga eden iki çocuğu ayırdı. H. Taner
  4. (en) Dual.
  5. (en) Both.
  6. (en) Double.
  7. (en) Double double.
  8. (en) Breath Iki refers more to the physical act of respiration, while kokyu signifies the deeper cosmological aspects of breathing.
  9. (en) Breath The physical act of respiration Also will power.
  10. (en) Dyad.
  11. (en) Twain.
  12. (en) Couple.
  13. (en) Brace.
  14. (en) Amphi-.
  15. (en) Two-.
  16. (en) Duo-.
  17. (en) Ambi-.
  18. (en) Either.
  19. (en) Twin double.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011