|
döşemek
-
Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak.
-
Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.
-
Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek
Örnek:
On parça eşya ile döşeyip süslenmiş yaz evi... R. N. Güntekin
-
Boru, kablo vb. yerleştirmek
Örnek:
Bir taraftan da raylarımızı döşüyorduk. F. R. Atay
-
Spread. lay down. floor. upholster. furnish. appoint. inlay. veneer.
-
Floor. furnish. lay. to furnish. to lay down. to spread. to pave. to floor. to install.
-
To furnish. to spread. to lay down.
-
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.
-
Bu renkte olan.
-
Rust. brick-red. tobacco-coloured.
-
Düz, enlice, uzun ve az kalın biçilmiş ağaç.
-
Bu ağaçtan yapılmış
Örnek:
Bilet toplanan tahta parmaklıktan geçtik. Ö. Seyfettin
-
Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme
Örnek:
Yeni silinmiş tahtalar birkaç saniye içinde berbat oldu. R. N. Güntekin
-
Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.
-
Kara tahta.
-
Uzunluğu 2-5 m., genişliği 10-30 cm., kalınlığı 1-10 cm. arasında değişen kereste.
-
Bk. ağaç
-
Bk. tahta
-
Wooden. wood. board. wood. plank.
-
Blackboard. board. wood. wooden. plank. piece of wood. flat surface. garden-bed.
-
Board. plank. batters. wooden. industrial arts. wood.
-
Blackboard
-
Brett
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|