|
düzgün altıgen
-
Kenar uzunlukları birbirine eşit olan altı kenarlı çokgen, düzgün hexagon.
-
Réguler hexagon
-
Hexagon régulier
-
Doğru ve pürüzsüz, muntazam.
-
Eksiksiz ve yerli yerinde, düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam
Örnek:
Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil. M. Ş. Esendal
-
Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde.
-
Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim).
-
Kadınların, teni pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem, fondöten.
-
Düzenli, doğru.
-
Eksiksiz, kusursuz.
-
Smooth. clear-cut. shapely. in good trim. straight. formal. fluent. regular. dandy. ordered. shipshape. slick. square. trim. unruffled. right. dandyish.
-
Clean. dress. even. level. presentable. proper. regular. shapely. shipshape. smooth. steady. true. orderly. clean-cut. correct.
-
Smooth. neat. orderly. well proportioned. level. well-arranged. correct. regular. flat. plain. glossy. fresh paint. cosmetic. wash. ceruse. even. uniform. plane. uniformly. facial preparation. formal. sleek. straight. laminar. right. taut. clear-cut.
-
spruce
-
Altı kenarlı çokgen, müseddes.
-
Bu biçimde olan.
-
hexagon.
-
Hexagon. hexagonal.
-
Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka
Örnek:
O sırada karşı taraçadaki kadın elinde pirinç tası olduğu hâlde taraçanın kenarına kadar geldi. O. V. Kanık
-
Bir şeyi çevreleyen çizgi.
-
Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri.
-
Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer
-
Yan.
-
Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri.
-
Bir çizgede, iki köşeyi birleştiren bir eleman. bk. yönlükenar, yönsüzkenar.
-
Bir geometrik şeklin iki düzlemsel yüzünün arakesiti olan doğru veya doğru parçası.
-
Bk. toplam keseği
-
Film kuşağının iki yanı.
-
Hlk. Sığır budunun açlık çukurluğuna en yakın bölgesindeki kaslardan elde edilen pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma.
-
edge
-
Edge. brim. border. side. margin. brink. rim. brow. flange. hem. lip. marge. skirt. skirting. verge. wale. wheal.
-
Bank. border. brink. cushion. edge. edging. flange. fringe. lip. margin. rim. side. skirt. surround. corner. nook. brim. selvage. selvedge. hem. bank. shore. brink. cushion.
-
edge.
-
Perforationsrand, Perforationsseite
-
bord
-
arete
uzunluk(nedir ne demek)
-
Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı.
-
İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü, tul.
-
Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı, boy, en karşıtı
Örnek:
Üç buçuk metre uzunluğunda bir kalas bul, getir. H. R. Gürpınar
-
Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği.
-
Süre yönünden uzun olma durumu.
-
Bir filminuzunluk birimiyle (metre ya da ayak) belirtilen boyu.
-
Length, film length
-
Length. lengthiness. extent. linear measurement. long.
-
Extent. length. tallness. lengthiness.
-
Length. extent. footage. specific.
-
Länge, Filmlcnge
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|