|
düzenli ordu
-
En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç.
-
Regular army.
-
Standing army.
-
Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam
Örnek:
Hele, düzenli giyim diye bir dertleri hiç yoktur. S. Ayverdi
-
Sistemli, nizamlı.
-
Orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.
-
Elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.
-
Geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.
-
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
Örnek:
Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. R. N. Güntekin
-
Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.
-
Yerleştirme, tertip.
-
Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
-
Dolap, hile
Örnek:
Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. E. E. Talu
-
Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
-
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
-
Alet edevat takımı.
-
Order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.
-
Arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.
-
Arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.
-
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü
Örnek:
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi. Y. K. Beyatlı
-
Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri
Örnek:
Dördüncü Ordu Karargâhına gidiş, artık bir mabede çıkılıyor gibi, baş döndürür. F. R. Atay
-
Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
-
Çok sayıda insan, kalabalık.
-
Army. the military. host.
-
Army. military. the military. ordu city.
-
Armed force. army. array. host. legion. ranks.
-
Ordained, order, ordinance, ordinary.
-
Smallest, minimum, lowest, least, veriest
-
Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
Örnek:
Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm. M. Ş. Esendal
-
Yaşı daha az olan
-
Niceliği az olan
-
Niteliği aşağı olan, bayağı.
-
Geri aşamada.
-
Değersiz, önemsiz
-
Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
-
Kısık, parlak olmayan(ses)
-
Small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.
-
Compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.
-
Minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Alman mastı.
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|