Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > düzenli ordu nedir, düzenli ordu ne demek, düzenli orduun anlamı, ingilizcesi (düzenli ordu nnd)

düzenli ordu nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






düzenli ordu

  1. En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç.
  2. (en) Regular army.
  3. (en) Standing army.

düzenli (nedir ne demek)

  1. Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam
    Örnek: Hele, düzenli giyim diye bir dertleri hiç yoktur. S. Ayverdi
  2. Sistemli, nizamlı.
  3. (en) Orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.
  4. (en) Elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.
  5. (en) Geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.

düzen (nedir ne demek)

  1. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
    Örnek: Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır. R. N. Güntekin
  2. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.
  3. Yerleştirme, tertip.
  4. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim.
  5. Dolap, hile
    Örnek: Hile, düzen dağarcığından elbette yeni bir şey bulup çıkaracak. E. E. Talu
  6. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.
  7. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri.
  8. Alet edevat takımı.
  9. (en) Order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.
  10. (en) Arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.
  11. (en) Arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.

ordu (nedir ne demek)

  1. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü
    Örnek: Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi. Y. K. Beyatlı
  2. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri
    Örnek: Dördüncü Ordu Karargâhına gidiş, artık bir mabede çıkılıyor gibi, baş döndürür. F. R. Atay
  3. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
  4. Çok sayıda insan, kalabalık.
  5. (en) Army. the military. host.
  6. (en) Army. military. the military. ordu city.
  7. (en) Armed force. army. array. host. legion. ranks.

ord   US UK (nedir ne demek)

  1. Ordained, order, ordinance, ordinary.

en küçük (nedir ne demek)

  1. (en) Smallest, minimum, lowest, least, veriest

küçük (nedir ne demek)

  1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
    Örnek: Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm. M. Ş. Esendal
  2. Yaşı daha az olan
  3. Niceliği az olan
  4. Niteliği aşağı olan, bayağı.
  5. Geri aşamada.
  6. Değersiz, önemsiz
  7. Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
  8. Kısık, parlak olmayan(ses)
  9. (en) Small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.
  10. (en) Compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.
  11. (en) Minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.

büyük (nedir ne demek)

  1. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
    Örnek: Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
  2. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
    Örnek: Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
  3. Niceliği çok olan
    Örnek: Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
  4. Üstün niteliği olan
    Örnek: Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
  5. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
    Örnek: Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
  6. Önemli
    Örnek: Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
  7. Alman mastı.
  8. (en) Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
  9. (en) Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
  10. (en) Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük