Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > düzeltmek nedir, düzeltmek ne demek, düzeltmekin anlamı, ingilizcesi (düzeltmek nnd)

düzeltmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






düzeltmek

  1. Düzgün duruma getirmek
    Örnek: Kirli eşyalarımı paketlere sardım, bavulumu düzelttim. R. N. Güntekin
  2. Bozukluğunu gidermek, onarmak.
  3. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek
    Örnek: Öğleden sonra nüfus kâğıdını getir, kaydını düzeltelim. B. Felek
  4. (en) Correct. adjust. set aright. improve. tidy up. arrange. reorganize. straighten. straighten out. smooth. level. polish. unbend. ameliorate. amend. better. clean up. dub. emend. face-lift. fix. grade. grade up. haul up. heal. justify. level off. level.
  5. (en) Ameliorate. arrange. correct. cure. do. level. make. mend. reclaim. rectify. redress. reform. rehabilitate. remedy. restore. retrieve. smooth. square. straighten.
  6. (en) Fix. to correct. to proofread. to smooth. to straighten. to improve. to rectify.
  7. (en) Spruce, spruce up

düzgün (nedir ne demek)

  1. Doğru ve pürüzsüz, muntazam.
  2. Eksiksiz ve yerli yerinde, düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam
    Örnek: Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil. M. Ş. Esendal
  3. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde.
  4. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim).
  5. Kadınların, teni pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem, fondöten.
  6. Düzenli, doğru.
  7. Eksiksiz, kusursuz.
  8. (en) Smooth. clear-cut. shapely. in good trim. straight. formal. fluent. regular. dandy. ordered. shipshape. slick. square. trim. unruffled. right. dandyish.
  9. (en) Clean. dress. even. level. presentable. proper. regular. shapely. shipshape. smooth. steady. true. orderly. clean-cut. correct.
  10. (en) Smooth. neat. orderly. well proportioned. level. well-arranged. correct. regular. flat. plain. glossy. fresh paint. cosmetic. wash. ceruse. even. uniform. plane. uniformly. facial preparation. formal. sleek. straight. laminar. right. taut. clear-cut.
  11. (en) spruce

getirmek(nedir ne demek)

  1. Gelmesini sağlamak
    Örnek: Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar. R. N. Güntekin
  2. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.
  3. Erişmek veya eriştiğini sanmak.
  4. İleri sürmek.
  5. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.
  6. İletmek, bildirmek
    Örnek: Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi. O. S. Orhon
  7. Sağlamak
    Örnek: Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse. Ö. Seyfettin
  8. Bir makama atamak veya seçmek.
  9. (en) Bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up.
  10. (en) Bring. pose. produce. to bring. to fetch. to bring in. to yield. to give. to put forward. to bring forth.
  11. (en) Fetch. to bring. to yield. to give. adduce. get. reduce. return.
  12. (en) propose
  13. (en) return
  14. (en) Bring round

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük