Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > dünya güzeli nedir, dünya güzeli ne demek, dünya güzeliin anlamı (dünya güzeli nnd)

dünya güzeli nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






dünya güzeli

  1. Çok güzel (kimse).

dünya (nedir ne demek)

  1. Dış, çevre, ortam
    Örnek: Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş. H. C. Yalçın
  2. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.
  3. Meslek veya iş birliği içinde bulunma, camia.
  4. El gün, herkes.
  5. Duygu, düşünce ve hayal âlemi
    Örnek: Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı. Y. Z. Ortaç
  6. Güneşe yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
    Örnek: Dünyanın düzeni, güneşin her gün beklenen saatte doğacağı üstüne kurulmuştur. N. Cumalı
  7. 1-a. Birbiriyle yasal bağlantısı olan, bir düzenle belirlenmiş tek tek şeylerin ve olayların bütünü. (Ör. öbürdünya-budünya, duyulurdünya-düşünülürdünya, dışdünya-içdünya, görüngülerdünyası - kendinde şeylerdünyası; gelip geçicidünya- idelerdünyası.) b. Aynı yasalara ve aynı düzene bağlı olan nesnelerin, varlıkların oluşturduğu bütün. (Ör. Bitkilerdünyası, hayvanlardünyası vb.) 2- Üzerinde yaşadığımız yeryüzü gezegeni. 3- İnsan varoluşunun içinde yer aldığı çevre. 4- Bilincin bağlılaşık kavramı; bilincin dışında kalan nesnelerin oluşturduğu bütün (nesnelerdünyası).
  8. (en) World. planetary. terrene. world. earth. globe. monde. terrestrial globe. nature. vale of tears.
  9. (en) Earth. globe. world.
  10. (en) The world. the earth. the universe. globe. sphere. upper world.
  11. (en) world
  12. (fr) monde
  13. (la) mundus

güze (nedir ne demek)

  1. Bk. Göze

göze (nedir ne demek)

  1. Hücre.
  2. Su kaynağı.
  3. Bkz. kaynak.
  4. Isı, ışık, kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yük-süren kuvvet kaynağı.
  5. (en) Cell. cell hücre. spring. source.
  6. (en) Cell. beautiful.
  7. (en) cell
  8. (al) Zelle, Element
  9. (fr) Pile, cellule

çok güzel (nedir ne demek)

  1. (en) Two thumbs up

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
  4. (en) Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
  5. (en) Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.

güzel (nedir ne demek)

  1. Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı.
  2. İyi, hoş
    Örnek: Güzel şey canım, milletvekili olmak! Ç. Altan
  3. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran.
  4. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran.
  5. Görgü kurallarına uygun olan.
  6. Sakin, hoş (hava).
  7. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı.
  8. Pek iyi, doğru.
  9. Hoşa giden, hayranlık uyandıran, beğenilen.
  10. (en) Beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav.
  11. (en) Beautiful. pretty. nice. good-looking. shapely. handsome. fair. appealing. fine. lovely. pleasant. beauteous. bonny. comely. ducky. goluptious. good. goodly. nifty. personable. plummy. sapid. sightly. smart. sweet. swell. well. well-favored. well-fav. attractive. bracing. cherub. dreamy. elegant. enjoyable. gallant. glorious. graceful. grand. princely. stunning. winsome.
  12. (en) Beautiful. fine. good. excellent. a beauty. bonny. enchanting. favo u rable. to have a well-proportioned form. gallant. glad. goodly. jolly. lovely. picturesque. pleasant. pretty. sweet. well. wonderful.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük