Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > düşmandan daha iyi manevra yapmak nedir, düşmandan daha iyi manevra yapmak ne demek, düşmandan daha iyi manevra yapmakın anlamı (düşmandan daha iyi manevra yapmak nnd)

düşmandan daha iyi manevra yapmak nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:

Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.

daha

  1. Şimdiye kadar, henüz.
  2. Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
    Örnek: Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
  3. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
  4. Bundan başka, bunun dışında
    Örnek: Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
  5. (en) Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
  6. (en) Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
  7. (en) Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.

iyi (nedir ne demek)

  1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı
    Örnek: Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. F. R. Atay
  2. Bol, yararlı, kazançlı.
  3. Çok.
  4. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren.
  5. Esen, sağlıklı.
  6. Yerinde, uygun.
  7. Yeterli, yetecek miktarda olan
    Örnek: Annemin simasını şimdi iyi hatırlayamıyorum. Y. K. Beyatlı
  8. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.
  9. 1- (Geniş anlamında) a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. c. Değere yönelmiş, değere ilişkin, değerle belirlenmiş, değerli. 2- Ahlâkın ve ahlâk felsefesinin temel kavramı: Ahlaksal değer; ahlaksal olanın olumlu ana niteliğini gösteren özel kavram; ahlâkça değerli olan (karşıt kavramı: kötü). Ahlâk felsefesinde şu anlamlarda kullanılır: a. (Skolastikte) Tanrı'nın istemiş olduğu dünyadaki varlık düzeni ile uyum. b. (Kant'ta) İstencin, içerik bakımından değil de, yalnızca ahlâk yasasınca belirlenmiş olan biçimsel niteliği. 3- Somut kişi ya da edim değeri. // İyi, değerler düzeninde yüksek değerleri seçmede ortaya çıkar. Buna karşılık kötü, aşağı değerlerin yeğ tutulmasında kendini gösterir. Ayrıca: "Yararlı olaniyidir." (yararcılık) ya da "Haz vereniyidir." (hazcılık) görüşleri.
  10. (en) Good. fine. fair. well. all right. alright. great. okay. ok. sound. agreeable. comfortable. decent. well enough. gratifying. happy. just. kind. o.k. well. fine. decently.
  11. (en) Bonny. decent. fine. good. goodish. likely. nice. okay. passable. pretty. right. salubrious. well. suitable. fair. all right!. ok!.
  12. (en) Good. well. plentiful. abundant. in good health. bonny. decent. fine. okay. pretty. right.
  13. (en) good
  14. (fr) bien
  15. (la) bonus

iy (nedir ne demek)

  1. [iğdemir -2]: Su değirmenlerinde üst taşı döndüren demir. (Köprü *Şarkikaraağaç -Isparta) [iğdemir -2] : (Kandilli *Bozüyük -Bilecik)

manevra (nedir ne demek)

  1. Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi.
  2. Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket.
  3. Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi.
  4. Hareket, gidiş geliş.
  5. İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol
  6. Tatbikat.
  7. (en) Manoeuvre. maneuver. shunting.
  8. (en) Manoeuvre. maneuver. gear shift. strategem. marshalling. shunt. switching. shunting. exercise. drill. field practice. evolution. field exercise. fixup. lurk. ploy. red herring. tactic. tactics.

yapmak (nedir ne demek)

  1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
    Örnek: Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
  2. Olmasına yol açmak.
  3. Onarmak, tamir etmek.
  4. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
    Örnek: Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
  5. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
    Örnek: Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
  6. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
    Örnek: Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
  7. Düzenli bir duruma getirmek.
  8. Üretmek.
  9. (en) Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
  10. (en) Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
  11. (en) To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
  12. (en) father
  13. (en) perpetrate
  14. (en) Put on

şimdiye kadar (nedir ne demek)

  1. (en) As yet

kadar (nedir ne demek)

  1. Ölçüsünde, derecesinde
    Örnek: Balıkçılıkta para vardır, ama dalgıçlık kadar da genç işidir. S. F. Abasıyanık
  2. Büyüklüğünde, genişliğinde.
  3. Dek, değin
  4. Gibi
  5. Denli
  6. Süre belirten bir söz
  7. Miktarda, derecede
  8. Gösterme sıfatlarından biriyle bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten bir söz
  9. (en) As. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.
  10. (en) As. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.
  11. (en) As much as. as many as. up to. by. so.
  12. (en) Prep. by

henüz(nedir ne demek)

  1. Az önce, daha şimdi, yeni
    Örnek: Memleketten henüz dönmüş, avlunun duvar dibinden yine mutfağa doğru yürüyordum. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Daha, hâlâ
    Örnek: Henüz hareket etmeyen otomobile yaklaştı. R. N. Güntekin
  3. (en) Just now. just. yet. still. freshly. scarcely.
  4. (en) Freshly. yet.
  5. (en) Just. a minute ago or so. only just. yet. as yet. now. scarcely.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük