|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
olmak
-
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak
Örnek:
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık
-
Gerçekleşmek veya yapılmak.
-
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
Örnek:
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. T. Buğra
-
Bir şeyi elde etmek, edinmek
Örnek:
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. S. F. Abasıyanık
-
Bir durumdan başka bir duruma geçmek.
-
Herhangi bir durumda bulunmak.
-
Uygun düşmek, yerinde görülmek.
-
Yetişmek, olgunlaşmak.
-
Be. happen. become. exist. occur. take place. have. mature. befall. come about. come off. come over. eventuate. fare. get. go. go on. hap. hatch. hit. turn.
-
Become. come. exist. form. get. go. grow. happen. mature. occur. reign. transpire. to be. to become. to exist. to happen. to occur. to take place. to go no. to come about. to transpire. to get. to fit. to be suitable for. to be present. to ripen. to mature. to catch. to have. to undergo. to be ready/prepared/cooked. etc. to be done out of sth. catch. to be completed. to be cooked.
-
To be. to become. to exist. to come into being. to happen. to occur. to take place. to ripen. to mature. come about. fall out. get. go. grow. have. lie. make. originate. prove. stand. to go under the styles of. to go through accounts. transpire. turn out.
-
Be situated
-
Olmak, oluşmak.
-
Take place, happen, occur, begin, come about, come off, consist of, consist, eventuate, hap, originate, set in
-
Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak
Örnek:
Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı. B. S. Erdoğan
-
Geriye dönmek
-
Oturmaya, ziyarete gitmek.
-
İsabet etmek.
-
Varmak, ulaşmak.
-
Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek.
-
Ortaya çıkmak, doğmak.
-
Belli bir süre dolmak
Örnek:
Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu. N. Cumalı
-
Arrive. come to. come. attain. carry over. come up to. fall on. get. pull. roll up. set. stem.
-
To come. to appear. to seem. to suit. to come around to. to cost. accrue. draw in. draw in / into. fetch up. get. originate. pull. reach. spring. turn up.
-
Weigh, scale in, turn the scale at, go to scale at, scale out
-
Go on
-
Put in
-
weigh
varlık(nedir ne demek)
-
Var olma durumu, mevcudiyet, yokluk karşışu
Örnek:
Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır. O. V. Kanık
-
Var olan her şey.
-
Para, mal, mülk, zenginlik
Örnek:
Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar. Anayasa
-
Önemli, yararlı, değerli şey.
-
İyi yaşayacak kadar geliri yolunda olma durumu, variyet.
-
Ömür, hayat
Örnek:
Bütün sevgileri atıp içimden / Varlığımı yalnız ona verdim ben. A. K. Tecer
-
Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey.
-
Bk. aktif
-
Felsefenin temel kavramlarından biri; ilkin Parmenides kullanmış. 1- Var olan şey; var olduğu söylenen şey; var olanın varoluşu. (Var olan şeylerlevarlık arasındaki ayrım, doğru ile doğruluk arasındaki ayrım gibidir; doğru olan birçok şeyler vardır, ama doğruluk bu birçok doğrularda bir ve aynıdır.) Aristoteles'te "varolanların varlığı", var olanların çokluğu içinde ortak olan, özdeş olan. 2- Oluş ve yok oluşun karşıtı olarak: Kalıcı olan, gelip geçici olmayan. 3- Bütün var olanları içine alan en genel kavram. 4- Görüntünün karşıtı olarak gerçekten var olan. //varlık, gerçek (real)varlık, düşüncel (ideal)varlık olarak ayrılır: Gerçekvarlık çoğunlukla varoluş (existentia) olarak, düşüncelvarlık öz (essentia) olarak gösterilir. Gerçekvarlık gerçekliğini nesnelerden, olaylardan, kişilerden alan şeydir, uzay-zaman içindedir, bireyseldir, tektir; düşüncelvarlık ise uzay-zaman-dışıdır, duyularla algılanamaz, elle tutulur gerçekliği yoktur; bu anlamda değerler, matematik ve mantığın kavramları düşüncelvarlıklardır.
-
Zenginlik; para, mal mülk.
-
Önemli, yararlı, değerli.
-
Yaşam, hayat.
-
Asset. circumstances. being. havings. circumstance. possessions. creature. criter. entity. estate. existence. means. possession. presence. property. stock. subsistence. wealth.
-
Affluence. asset. being. existence. opulence. presence. riches. subsistence. wealth.
-
Assets. actuality. asset. being. entity. fortune. havings. presence. subsistence. substance. wealth.
-
being
-
être
-
Ens, esse
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|