|
döner sermaye
-
Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye.
-
Bk. döner varlıklar
-
Circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.
-
Bir yıl ya da işletmenin olağan çalışma dönemi içinde ve olağan koşullar altında paraya çevrilebilir ya da kullanılabilir varlıklar.
-
Goods of period
-
Biens de période
-
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen.
-
Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılan kebap, döner kebap
Örnek:
Lokantaların vitrinlerinde, mis kokularla dönerler pişiyordu. Ç. Altan
-
sermaye.
-
Döner sermaye.
-
Turning. turnable. winding. swivel. rotary. rotative. rotatory. revolving. rolling.
-
Gyratory. turning. revolving. rotating. rotary.
-
Revolving. rotating. spiral. turning. spinning. circling. circulating. rotated. rotary. rolling. whirling. pressed lamb roasted on a large vertical spit. gyratory.
-
Doner kebab.
-
Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta
Örnek:
Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz
-
Varlık, servet.
-
Konu
Örnek:
Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. R. H. Karay
-
Genelev kadını.
-
Gelir yaratma yeteneğine sahip mali veya fiziksel her türlü varlık.
-
Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç.
-
Capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.
-
Capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.
-
Capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.
-
capital
-
Kamu kesimi kapsamındaki birimlerin genellikle hükümetin harcama ve gelirlerinin bütçelendirilmesini ve bunların etkinlikleri ile bu etkinliklerin alternatif finansman biçimlerini inceleyen iktisadın bir alt dalı.
-
Public finance
-
Halk hizmeti gören devlet organlarının tümü.
-
Bir ülkedeki halkın bütünü, halk, amme
Örnek:
Çevre koruması sorunları İsveç kamusunun bilincine ve hatta bilinçaltına sinmiş. H. Taner
-
Hep, bütün
-
Bk.Kamu kesimi
-
Âmme. ~ düzeni: âmme intizâmı. ~ töresi: âmme hukuku. ~ tüzel kişiliği: âmme hükmî şahsiyyeti. ~ yararı: âmme menfaati, maslahat.
-
Bütün, hep.
-
Halk.
-
Public. public.
-
Public. the public. the people. civil.
-
Public. the public. the community.
-
dilek.
-
Şaman.
-
Dilek.
-
Zevk, mutluluk, tat.
-
Bk. aşık
-
Bk. buruncuk
-
Türk budunlarınca samanlara verilen âd. a. bk. şamancılık.
-
Hekim. 2. Düşünür. 3. Büyücü, sihirbaz.
-
cam.
-
Crooked; awry.
-
Cam. shaman.
-
Lust, one of the weaknesses. crooked.
-
Lust, one of the five weaknesses. to love, to be in love with, to wish.
-
Kam.
-
[Kam] v. come, arrive; result from -; reach orgasm
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|