|
döküm
-
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi.
-
Kumaşın dökümlü olma niteliği.
-
Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma.
-
Dökülme zamanı.
-
Kalıba dökme yoluyla yapılmış.
-
(Heykel) Bir heykelin alınmış kalıbı içine eritilmiş maden ya da alçı dökme işi.
-
Çevirime başlamadan önce, çevirim senaryosunun taranmasıyla oluşan, filmin başlıca bezemlerine göre hazırlanan, çalışmaların kestirme ve düzenli yürümesini sağlayan belge. TV
-
Alıcı senaryosunun yalnız alıcıyla ilgili açıklamalarını taşıyan, alıcı yönetmeni için hazırlanmış özeti.
-
breakdown,
-
Camera card (cue card), cue card, rundown sheet, running order
-
Pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.
-
Cast. casting. moulding. fall. inventory.
-
Breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.
-
Einzelaufstellung des Drehbuches,
-
Einsteuungsplan, Ablaufplan, Fahrplan, Kameranotiz, Programmablauf (plan)
-
1, dépouillement, conducteur
-
Coulage, font
-
casting
-
Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan.
-
Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.
-
Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış.
-
Dökmek işi.
-
Molten. pouring. in bulk. pouring. spilth. casting.
-
Molten. pouring. casting. poured. cast. in bulk.
-
Bulk. casting. font. spill. pouring. spilling. cast piece. cast iron. cast. dumped. founding. found. infusion. dumping.
iş(nedir ne demek)
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek.
-
Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek.
-
Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
profession.
-
job
-
work.
-
Business, activity.
-
work
-
Arbeit
-
travail
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|