|
come after
-
Takip etmek, arkasından gelmek, almaya gelmek
-
Gelmek, yaklaşmak, varmak
-
Olmak, vaki olmak
-
Akla gelmek
-
Dili orgazma varmak.come about olmak, vaki olmak
-
Dönmek, volta etmek.come acrossrast gelmek, karşılaşmak
-
İntiba bırakmak
-
Argo istenileni yapmak, sakladığını çıkarıp vermek.come across with argo teslim etmek, ödemek, vermek.come along beraber gelmek
-
İyileşmek.Come alongside yanaşmak, bordaya gelmek.come around kendine gelmek, ayrılmak, uğramak
-
Razı olmak.come at varmak, ulaşmak
-
İle uğraşmak
-
Üstüne yürümek, saldırmak
-
Gelmek, ulaşmak, buyurmak; görünmek; ileri gelmek; tatmin olmak; tavır takınmak; orgazm olmak
-
Hadi!, çabuk!, deme!
-
Edat bağlaç sonra
-
Ardına, ardında
-
(-dan) sonra
-
Ardı sıra
-
için
-
Tarzında, üslubunda
-
Sonra, daha sonra, ardından, arkasından
-
Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitmek, izlemek
Örnek:
Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu. Ö. Seyfettin
-
Belli bir yöne gitmek.
-
Uymak, bir şeyi izlemek.
-
Dikkatle dinlemek, anlamak.
-
Kovuşturmak.
-
Hemen arkasından gelmek
Örnek:
Bu hoyrat düşünceleri bir şimşek süratiyle taban tabana zıt fikirler takip ediyor. H. Taner
-
follow.
-
To follow. to pursue. excuss. heel. hound. prosecute. recover. to keep tab on. track.
-
Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme
-
Ardınca gitme veya gelme.
-
Kovuşturma, kovuşturulma.
-
İzinden gitme, uyma, izleme.
-
Geri çekilmekte olan düşmanı yenmek, yok etmek için yapılan hareket.
-
Bk. izleme
-
Pursuit. tracing. chase. chasing. follow-up. hunting. prosecution. pursuance.
-
Chase. pursuance. pursuit. prosecution. follow-up. persecution.
-
Following. trailing. succeeding. watching closely. legal proceedings. prosecution.
etmek(nedir ne demek)
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
step
-
say
-
total
-
aggregate
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|