|
close order drill
-
Yakın birbirine yakın
-
Kısımları birbirine yakın, sıkı
-
Kapalı, kapatılmışı
-
Dar, sıkışık
-
havasız
-
Fikirlerini açıklamaktan kaçınan, sıkı ağızlı
-
Gizli tutulan, saklı, mahrem
-
Cimri, hasis
-
Ağzı kısarak söylenen (harf)
-
Hemen hemen eşit olan
-
Avlu, kilise avlusu, etrafı çevrili arazi
-
Ve iskoç geçit, giriş yolu.
-
Sonuç, nihayet
-
Bağlantı: göğüs göğüse kavga.
-
Kapamak, kapatmak
-
Tıkamak doldurmak (delik)
-
Son vermek
-
Etrafını çevirmek, ihata etmek
-
kapanmak
-
Sona ermek
-
yaklaşmak
-
Anlaşmaya varmak
-
birleşmek
-
Kapamak, kapatmak; yaklaşmak, anlaşmak, uzlaşmak; kesmek, örtmek; son vermek; kilitlemek, sürgülemek; bitirmek
-
Düzen.
-
order
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak
-
Ismarlamak, sipariş etmek
-
Düzenlemek, sıraya koymak, tertip etmek
-
Düzen, nizam, sıra: dizi
-
Usul, yol, kural
-
Emir, yönerme, buyrultu
-
Ismarlama, sipariş
-
havale
-
Tarikat, mezhep fırkası
-
Şeref rütbesi
-
Cins, çeşit
-
Mimari tarz
-
biyol
-
Emir vermek, emretmek, buyurmak, söylemek, tavsiye etmek (doktor), sipariş vermek, ısmarlamak, düzenlemek, sıraya koymak
-
Batı Afrika,ya özgü bir çeşit büyük maymun, Mandrillus leucophaeus.
-
Delmek, matkapla delmek, talim yaptırmak, çalıştırmak, talim yapmak, delik açmak, kuyu açmak, tohum ekmek, makine ile tohum ekmek, sondaj yapmak, sonda ile yoklamak
-
Matkap, delgi
-
Matkapla delik açma usulü
-
İstiridyeleri yok eden bir çeşit kabuklu deniz hayvanı, Urosalpinx cinerea
-
Talim, alıştırma
-
Delmek, matkapla delmek, delik açmak
-
Talim yaptırmak, talim yapmak
-
Dersi birkaç kere tekrarlatarak öğretmek
-
Mibzer, tohum ekme makinası
-
Tohum dizisi
-
Tarlada dizilere ekilen tohum
-
Makine ile tohum ekmek.
-
Öğretim.
-
Alıştırma
Örnek:
Sudan çıktıktan sonra tabanca ile nişan talimi yapardık. Y. K. Beyatlı
-
Uygulamalı olarak yapılan askerlik eğitimi
Örnek:
Eğil dağlar, eğil üstünden aşam / Yeni talim çıkmış varam alışam. Halk türküsü
-
Bk. alıştırı
-
Drill. exercise. drilling.
-
Drill. exercise. teaching. instruction öğretim. practice. training. instruction.
-
Drill. instruction. teaching. instructing. practicing sth. practice. exercise. education. training.
-
Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
-
Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
-
Aralarında sıkı ilgi bulunan.
-
Benzeyen, andıran, yaklaşan
Örnek:
Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı. Ö. Seyfettin
-
Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
Örnek:
Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın... S. F. Abasıyanık
-
Uzak olmayan yer.
-
Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
Örnek:
Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Bk. kesinlik
-
İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
-
Bk. sağlam bilgi
-
Adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.
-
Akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.
-
Nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.
-
thick
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|