|
claw
-
Pençe, hayvan pençesindeki kıvnk tırnak
-
Pençeye benzer bir alet
-
Yırtmak, tırmalamak, pençe atmak
-
kaşımak
-
Pençe atmak; yırtmak, tırmalamak, kapışmak, çekmek (zorlukla), el uzatmak, el atmak
-
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
Örnek:
Kuş, beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı. M. Ş. Esendal
-
Ayakkabının tabanındaki kösele.
-
Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç
Örnek:
Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
El
Örnek:
Bir yumruğunu gırtlağıma dayadı, bir pençesiyle kalbimi kavradı. A. Gündüz
-
Sağım pençesi.
-
Paw. claw. talon. pounce. clutch. clutches.
-
Claw. clutch. sole. talon. paw. sole.
-
Claw. paw. sole. grip. nail. talon.
-
Cleat, tap
-
Talon, pounce
-
claw
-
Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık
Örnek:
İnce ruhlu insanlar gibi Atatürk de hayvanları severdi. F. R. Atay
-
Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).
-
Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.
-
At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık
Örnek:
Zavallı hayvan bir saattir yüz okkadan fazla bir yükü sürüklüyordu. Ö. Seyfettin
-
Animal. beast. brute.
-
Animal. beast. brute. churl. pest.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|