|
cesur ol
-
Be of good cheer
-
Yürekli.
-
Yürekli bir biçimde
Örnek:
Erkeklere karşı ilk tanışmada cesur ve ümit verici davranırdı. R. H. Karay
-
Yürekli, korkusuz, yiğit.
-
Brave. courageous. bold. daring. gutsy. adventurous. audacious. bulldog. chivalrous. dashing. dauntless. doughty. enterprising. fearless. foolhardy. gallant. game. gamy. great-hearted. gritty. hardy. heroic. intrepid. martial. plucky. redoubtable. re.
-
Bold. brave. courageous. gallant. intrepid. spunky. stalwart. stout. stouthearted. valiant. plucky.
-
Bold. brave. courageous. adventuresome. adventurous. chivalrous. daring. doughty. gallant. gutsy. intrepid. leonine. lion hearted. manful. plucky. red blooded. stalwart. stout. stout hearted. undaunted. valiant.
-
O gösterme sıfatı
Örnek:
Dedi gördüm ol habibin anasın Süleyman Çelebi
-
O gösterme zamiri.
-
[OL (Old Lady) ] n. oil, greasy liquid (derived from animal, vegetable, and mineral substances)
-
(s.) (better, best) (i.), ünlem iyi, âIâ, güzel, hoş; uygun, münasip, yerinde; faydalı; doğru; hayır sahibi, kerim, cömert; uslu, itaatli; dini bütün; muteber; şerefli; sağlam, mükemmel, dolgun; çok, büyük; hünerli; güvenilir; hayırlı; bozulmamış; sıhhatli; (i.) salâh, iyilik, doğruluk; iyi ve hayırlı şey; hayır; fayda; menfaat, yarar; the ile iyi insanlar; ünlem, bazen very ile pekalâ. good and (k.dili) tamamen, çok. good breeding terbiye. Good day Merhaba. Günaydın. Allaha ısmarladık. Güle Güle. Good evening iyi akşamlar. Akşam şerifler hayrolsun. Tünaydın. good fellow iyi adam, iyi çocuk, hoşsohbet kimse. good fellowship (i.) sohbet, arkadaşlık. good for -e yarar; muteber; dayanır. good for a lira bir lira değe- rinde. good for nothing hiç bir işe yaramaz. Good for you ! Aferin ! Good gracious ! Allah Allah ! Tuhaf şey !l Good heavens ! Aman yarabbi ! Allah Allah ! good humor hoş mizaç; şakacılık. good looking (s.) yakışıklı, güzel; cazip. Good morning Günaydın. Sabah şerifler hayrolsun. good natured (s.) iyi huylu, yumuşak huylu. Good night İyi geceler. Allah rahatlık versin. good offices yardım, vasıta olma, ara bul ma (özellikle diplomatik konularda). good old days geçmiş iyi günler. good sense makul düsünüş, aklıselim. good-tempered (s.) iyi huylu, yumuşak başlı. good works hayır işleri, hasenat, sevap. a good long time bir hayli uzun zaman. a sood turn iyilik etme. a good while bir hayli zaman. good and angry epey kızgın. as good as hemen hemen, neredeyse; gerçekten. as good as dead hemen hemen öImüş gibi . as good as gold gerçekten altın gibi . Be good enough to come .(ing.) Gelmek lütfunda bulunun. for good veya for good and all temelli olarak, daimi olarak. He will come to no good . 0 adam olmaz. hold good geçerli olmak; değerini korumak. How good of you ! (ing.) Bu ne lütuf ! Çok naziksiniz . I have a good mind to... aklıma koydum, tasarladım, yapacağım. in good spirits neşeli, keyfi yerinde. make good başarmak, muvaffak olmak, adam olmak, sağlamlaştırmak; (zararını) ödemek. to the good kârdır . What's the good of it? Neye yarar?
-
Ünl. peki!
-
I. hayır
-
(f). alkış tutmak, tempo ile bağırarak taraf tutmak; neşelendirmek, memnun etmek; teşvik etmek, cesaretlendirmek; tempo tutarak bağırmak; neşelenmek. cheer up moralini düzeltmek. Cheer up ! Keyfine bak ! Gecmiş olsun !.
-
(i). teşvik, alkış tutma; neşe ve memnuniyet veren şey; ruh haleti; kıvanç; yiyecek, erzak; misafirperverlik.
-
F. alkışlamak, keyiflendirmek, neşelendirmek, teşvik etmek, teselli etmek, avutmak, ferahlamak, sevinçle bağırmak, neşeli sesler çıkarmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|