Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > cep takvimi nedir, cep takvimi ne demek, cep takvimiin anlamı, ingilizcesi (cep takvimi nnd)

cep takvimi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






cep takvimi

  1. Cepte taşınabilecek küçük boy takvim.
  2. (en) Pocket calendar.

cep  US UK (nedir ne demek)

  1. Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça
    Örnek: Elleri ceplerinde, kapıdan kapıya gidip geliyor. M. Ş. Esendal
  2. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarına yapılan cep biçimindeki taşıt yanaşma yeri.
  3. telefonu.
  4. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
  5. Cep telefonu.
  6. Bk. kese
  7. (en) Pocket. vest-pocket. pocket.
  8. (en) Pocket. pouch. lay-by. rest stop.
  9. (en) pocket.
  10. (en) Circular error probable.
  11. (en) Contributions Equivalent Premium.
  12. (en) Usepa'S Cumulative Exposure Project for 1990.
  13. (en) Cooperative Education Program.
  14. (en) Civil Emergency Planning.
  15. (en) Committee on Educational Policy.
  16. (en) Career Entry Profile.
  17. Kahverengi yenebilen mantar

kese (nedir ne demek)

  1. Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba
    Örnek: Boynundan bir kese çıkardı, fakat içine bakmadan ani bir fikirle yüzü kızardı. H. E. Adıvar
  2. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap.
  3. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
  4. Herhangi bir kese miktarında olan.
  5. Bir kimsenin mal varlığı
  6. Organizmanın bazı boşlukları.
  7. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik.
  8. Beş yüz kuruşluk para birimi.
  9. Kısa, kestirme (yol).
  10. Torba ya da cep biçiminde herhangi bir yapı. Cep.
  11. (en) Bath glove. bag. purse. pocket. bladder. pouch. scrip. vesicle.
  12. (en) Pocket. pocketbook. pouch. purse. sac. short cut.
  13. (en) Moneybag purse. small cloth bag. financial resources. bladder. cyst. jack. poke. pouch. sac. vesicle.
  14. (en) pouch
  15. (fr) poche
  16. (la) bursa:kese

takvim (nedir ne demek)

  1. Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem.
  2. Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter
    Örnek: Takvimi iki gündür koparmadım. A. İlhan
  3. Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program.
  4. Bk. günbilik
  5. Zaman akışını, gökbilim açısından, gün, hafta, ay ve yıl olmak üzere aralıklara ayıran, bunları belirleyip saptayan düzen.
  6. Bk. takvim
  7. Bk. günbilgisi
  8. (en) Calendar. almanac. date block.
  9. (en) Calendar. almanac.
  10. (en) calendar
  11. (fr) calendrier

küçük (nedir ne demek)

  1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, büyük karşıtı
    Örnek: Bir aralık başımın üstünde kartaldan küçük, atmacadan büyük yırtıcı kuşlardan birinin döndüğünü gördüm. M. Ş. Esendal
  2. Yaşı daha az olan
  3. Niceliği az olan
  4. Niteliği aşağı olan, bayağı.
  5. Geri aşamada.
  6. Değersiz, önemsiz
  7. Büyümesini, gelişmesini henüz tamamlamış olan
  8. Kısık, parlak olmayan(ses)
  9. (en) Small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.
  10. (en) Compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.
  11. (en) Minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.

boy  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık
    Örnek: Boyu uzundu, yalnız biraz fazla semizdi. Ö. Seyfettin
  2. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı.
  3. Uzunluk.
  4. Yol, ırmak, deniz kıyısı
    Örnek: Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay
  5. Kumaş için ölçü.
  6. Uzaklık
    Örnek: Günde üç boy şehrin öbür ucuna gider, gelir. H. Taner
  7. Destan
    Örnek: Boy boyladı, soy soyladı. Dede Korkut
  8. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan
    Örnek: Türk boyları birbirlerini kardeş tanıyorlar. O. S. Orhon
  9. Herhangi bir filmin, iki kenarı arasında kalan uzunlukla yani eniyle belirtilen büyüklüğü. (Belli başlı filmboyları şunlardır: 8 mm, büyük 8, 9,5 mm, 16 mm, 35 mm, 70 mm. Film alıcı ve göstericileri de buboylara göre belirlenir). TV
  10. Bir televizyon almacının, görüntülüğünün köşegen uzunluğuyla belirtilen büyüklüğü. (Bugüne değin ölçün bir televizyonboyu belirlenmemiştir. Çeşitli ülkelerde, genellikle en küçükten en büyüğe doğru sıralanan başlıcaboylar (köşegen uzunlukları) şöyledir: 7,5 cm, 13 cm, 28 cm, 32 cm, 36 cm, 41 cm, 43 cm, 44 cm, 48 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm, 63 cm, 65 cm. Buboylar, genellikle, cep televizyonu, el televizyonu, taşınabilir televizyon, salon televizyonu olarak kümelendirilir. En çok kullanılanboylar 44 cm, 51 cm, 59 cm, 61 cm'dir).
  11. Bir aşiretin kollarından her biri.
  12. (en) Size, gauge, width, film size (gauge, format, dimension), raw stock dimension, format,
  13. (en) Screen size, size of the picture screen
  14. (en) stature.
  15. (en) Clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.
  16. (en) A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.
  17. (en) To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.
  18. (en) In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.
  19. (en) Length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.
  20. (al) Format, Filmformat, Kinoformat,
  21. (al) Bildschirmformat, Schirmbreite, Schirmgrösse
  22. Erkek çocuk, oğlan
  23. delikanlı
  24. aşağ
  25. Oğlan, erkek (genç), delikanlı, erkek çocuk, oğul, erkek hizmetli

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük