|
cebirsel formül
-
Cebirle ilgili.
-
Bk. kümel
-
Algebraic. algebraical.
-
algebraic.
-
Sayıkümelerine ve bukümeler üzerindeki işlemlere ilişkin olan.
-
algebraic
-
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı.
-
Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek
Örnek:
Cevap formülü son derece basit idi. F. R. Atay
-
Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım.
-
Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım.
-
Çıkar yol, tutulan yol, yöntem
Örnek:
Her yerde yapılabilen bir şey, yalnız formülleri, şekilleri değişir. A. Gündüz
-
Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı.
-
Bir bileşiği oluşturan öğelerin nitelik ve niceliksel bakımdan durumunu gösteren, simge ve sayılardan oluşmuş yazma biçimi.
-
Formula. formulary.
-
Formula. equation. prescription. recipe. printed form.
-
Bilinen veya bilinmeyen büyüklük ölçüleri üzerinde, bunlara bağlı bir büyüklük ölçüsünü çıkarmak için gerekli işlemleri gösteren ve birbirine cebirsel işaretlerle bağlanan harf ve sayılar bütünü, cebirsel formül, cebirsel ifade.
-
Algebraic equation.
-
Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir
Örnek:
Bence ziyan olmuş, eski deyimi ile heder olmuş bir değerdir. H. Taner
-
Anlatım gücünü artırmak için, gerçek anlamı dışına kayan, bazı sözcükleri değişmediği halde bazıları değişip çekimlenebilen kalıplaşmış birden çok sözcük: Göze girmek, gözden düşmek, kulağı delik, eli açık, tepesi atmak, gönül almak, göze gelmek, dile düşmek, küplere binmek, balık kavağa çıktığı zaman vb.
-
Bir bir bilimsel kuralın ya da doğa yasasının sözle anlatımı.
-
İdiom. expression. locution. rede.
-
Expression. idiom. phrase.
-
Statement. expression. expression. idiom. phrase. locution. parlance. saying. term.
-
Locution, idiom
-
expression
-
Ausdruck
-
Locution, idiom
-
expression
ilgili(nedir ne demek)
-
İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik
Örnek:
Tütün piyasası ile ilgili hesapların bir ucu, yine elindeydi. N. Cumalı
-
alâkadar.
-
Related. concerned. connected. involved. interested. pertinent. companion. curious. germane. relative. about. anent.
-
Concerned. connected. hot. interested. involved. of. pertinent. related. interested. relevant. connected. concerning. regarding.
-
Concerned. relevant. interested in. concerned with. involving. involved. relative to.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|