|
cebir
-
Zor, zorlayış.
-
Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu.
-
1 - Sayılar yerine imler konularak sayısal işlemlerin genelleştirilmesi. 2 - Sayıbilgisinin soyutlanması. 3 - Her x, y, z öğesi ve a sayısı için, üzerinde x (y+z) = xy + xz, (x+y) z = xz + yz, a(xy) = (ax) y = x (ay) eşitliklerini sağlayan bir çarpma işlemiyle donatılmış doğrusal uzay. Anlamdaş. doğrusal birleşmelicebir. 4 - bk. kümelercebiri.(
)
-
Bk. zorlama
-
Algebraic. algebraical. algebra.
-
Algebra. compulsion. force. constraint.
-
Coercion. algebra. compulsion. force. constraint. physical violence.
-
algebra
-
algebra
-
algèbre
-
Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk.
-
Zorlanarak sağlanan, cebrî
Örnek:
Melodram ile vodvilin temelde eş yapıda, zorlama türler olduğunu yazar durmadan. N. Cumalı
-
Zorlamak işi, zecir
-
Bir nesneye etkiyen yamrultucu kuvvet.
-
Tanıklık yapmak, andiçmek ve bunlar gibi yargılıkça bir kimseye verilen ve o kişi tarafından yapmaktan kaçınılan ve yargılama ile ilgili olan görevlerin, yasada yazılı yöntemlerle zorla yaptırılması.
-
Arm-Twisting. coaction. coercion. compulsion. constraint. duress. enforcement. force. impellent. pressure. push. screw. strain. urge. violence.
-
Coercion. compulsion. constraint. duress. infliction. pressure. restraint. rupture. forced. compulsory.
-
Coerce. coercion. compulsion. forcing. constraint. compelling. strain. forced.
-
Compulsion, constraint
-
stress
-
Beanspruchung
-
Violence, contrainte
-
Effort, tension
-
Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık
Örnek:
Onun için hiçbir zorum, sıkıntım yokmuş gibi, ara sıra denize taşlarımı atmakta devam ederek hızlı hızlı yürüdüm. R. N. Güntekin
-
Yüküm, mecburiyet
Örnek:
Artık kızının evinde kalışının zordan olduğunu biliyordu. N. Cumalı
-
Baskı
Örnek:
Hocaların zoru ile çıkarılmış olan bu kanun yürümedi. M. Ş. Esendal
-
Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı
Örnek:
Sabır güzel, faydalı; fakat zor şeydir. B. Felek
-
Güçlükle, zorla
Örnek:
El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kütlesini zor zapt ediyorlardı. H. Taner
-
"Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz.
-
Arduous. baffling. crucial. cruel. difficult. exacting. formidable. hairy. hard. inconvenient. knotty. mean. rough. sticky. stiff. tight. trickish. uneasy. constraint. force. main. might. strain.
-
Arduous. baffling. crucial. cruel. difficult. exacting. formidable. hairy. hard. inconvenient. knotty. mean. rough. sticky. stiff. tight. trickish. uneasy. constraint. force. main. might. strain. complicated. compulsion. thorny. ticklish. tough. trick. troublesome.
-
Difficult. hard. compulsion. constraint. obligation. necessity. trouble. difficulty. worry. problem. austere. dodgy. force. heavy. impetus. involute. mean. might. parlous. stiff. stress. stronghand. ticklish. tight / adj adv / sıkı , gergin ; su geçirmeye.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|