|
card
-
Kart koymak, kart açmak; fişlemek; kartlara yapıştırmak; taramak (yün vs.)
-
Kart koymak (masaya)
-
Fişlemek, kartlara yazmak
-
Kart veya kartonlara yapıştırmak
-
(yünü, pamuğu) taramak
-
Kart, posta kartı
-
Tebrik kartı
-
kartvizit
-
Üyelik kartı
-
Giriş kartı
-
program
-
İskambil kağıdı
-
Kâğıt oyunları
-
Dili şakacı ve neşeli insan
-
Yün, pamuk vb'ni taramaya mahsus tarak
-
card
-
Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı
Örnek:
Bu kart hatunun, bu içi dışı pörsük kadının hâlâ piyasa yeri araması beni çıldırtıyor. H. E. Adıvar
-
Düzgün kesilmiş ince karton parçası.
-
Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit.
-
Kartpostal.
-
Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge.
-
Oyun kâğıdı.
-
Fotoğrafçılıkta 9x12 cm boyutlarındaki resim.
-
Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık.
-
Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne.
-
card.
-
Card. token. tough. calling card. visiting card. postcard.
-
Card. calling card. post card. old. past his prime. tough.
-
Norwegian term for map.
-
Keeping AUSTRAC Relevant Technologically.
-
A small, open, four-wheeled vehicle with a single cylinder, two- or four-cycle gasoline engine.
-
Yarış arabası (ufak)
-
Yarış arabası (ufak)
-
Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
Örnek:
Öteki elini doktorun omzuna koydu. S. F. Abasıyanık
-
Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.
-
Bırakmak.
-
Katmak, eklemek
-
İmza, tarih, adres yazmak.
-
Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
-
Etkilemek, dokunmak.
-
Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
-
Adamdan saymak, varlığını kabul etmek: Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu. -R. H. Karay. Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler. -M. Ş. Esendal.
-
Put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.
-
Apply. deposit. lay. park. place. post. put. set. stick. wrap. to put. to place. to set. to lay. to pour. to impose. to affect. to sadden. to move.
-
To put. to place. to let go. to affect. to upset. to bother. to move. to appropriate. to set aside.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|