canlı canlı ne demek?
- Diri diri, henüz ölmemiş bir biçimde
Ev bark sahipleri, sandalcıların olta ile tutup oracıkta eski bir leğen içinde canlı canlı sattıkları balıklara bakmadan geçemezlerdi.
Z. O. Saba - Heyecanla
Komutan canlı canlı cevap veriyordu.
F. R. Atay
canlı cenaze
- Çok zayıf, bir deri bir kemik kalmış kimse. Ayakta duracak hali olmayan, halsiz ve zayıf kimse.
One who is like a living corpse.
More dead than alive.
canlı cins
- Bkz. Cins.
canlı
- Canı olan, diri, yaşayan
- Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
- Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
- Yayın.
- Canlı yayın.
Rich, saturated.
Live.
Alive.
Living.
Animate.
