|
canlı balık tutan tekne
-
smack
-
Canı olan, diri, yaşayan
Örnek:
Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
-
Güçlü, etkili, hareketli, hayat dolu
Örnek:
Recep çok canlı bir adamdı. S. F. Abasıyanık
-
Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan.
-
yayın.
-
Canlı yayın.
-
Alive. live. living. animate. active. lively. fresh. full of life. snappy. glowing. breezy. spirited. vivacious. humming. in the flesh. animated. beany. bright. brisk. bustling. colorful. colourful. corky. crisp. crispy. dashing. dewy. driving. exhil.
-
Active. alive. animate. bouncy. breezy. bright. brisk. colourful. dashing. frisky. gay. jaunty. keen. live. lively. living. lusty. picturesque. prismatic. racy. rich. skittish. snappy. spirited. sporty. sprightly. spry. swinging. thing. vibrant. vital. vivacious. vivid. walking.
-
Live. alive. animated. brisk. fresh. lively. living. animate. living creature. active. vigorous. strong. moving. quick. dynamic. mobile. kinetic. alert. breezy. chippy. coloured. colourful. dapper. dashing. dramatic. eager. frisky. graphic. in high spirit.
-
Rich, saturated
-
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
-
Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan burcun adı.
-
Fish. finny. piscine. fish. ichthyo-.
-
Curry. fish.
-
Fish. hack. pate.
-
retentive
-
Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan veya taştan yapılan, uzun ve geniş kap
-
Bir tür küçük deniz taşıtı
-
Sızdırabilir veya sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir veya iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü.
-
Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü.
-
Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı.
-
Yer kabuğundaki kıvrımların çukur, alçak yeri, havza.
-
Bir kıvrımın çukur, alçak yeri. bkz. kemer.
-
Film açındırmasında kullanılan, içine açındırmaç konulup film daldırılan kap
-
Sürekli açındırma aygıtında çeşitli açındırma eriyiklerini taşıyan yan yana dizilmiş bu çeşit kaplardan her biri.
-
Tank, apron tank
-
Boat. ship. hull. trough. tub. bottom. glider. vat. vessel.
-
Boat. trough. tub. vat. vessel. hull. wooden trough. ship's hull. ship. craft. sink. basin. tank. syncline.
-
Craft. tub. vat. trough. boat. hull of a ship. basin. bucket. pan. tray. ship's body. sink. keel. kid. sail. hulk. hutch. hog. hopper. beck. skip. bottom. vessel.
-
syncline
-
back
-
Tank, Gefass, Trog, Küvette
-
cuve
-
synclinal
-
Eroin .
-
Yelkenli büyük balıkçı kayığı, alamana.
-
şapırtı
-
Tokat, şamar
-
Tokat sesi, sesli şamar
-
Şapırtı ile öpmek veya tatmak
-
Tokat atmak.
-
Hafif koku veya lezzet
-
, gen
-
Şapırdatmak, şaplak atmak, şaplatmak, şaklatmak, şamar atmak, tokatlamak, şapır şupur öpmek
ca(nedir ne demek)
-
Bk. kalsiyum
-
Canlı ağırlık.
-
[ca (circa) ] n. around, approximately (used especially with dates)
-
Live weight
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|