NND Sözlük

Ana Sayfa > can acısı nedir, can acısı ne demek (can acısı nnd)

can acısı nedir, can acısı ne demek?

can acısı

  1. Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı
    Örnek: Ya kız can acısı ile ağzından bir şey kaçırır, konakta yapılan gizli ticareti haber verirse. R. N. Güntekin
  2. (en) Acute pain.

can   US UK (nedir ne demek)

  1. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
    Örnek: Can çıkmayınca huy çıkmaz. Atasözü
  2. Yaşama, hayat
    Örnek: Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. R. N. Güntekin
  3. Güç, dirilik
    Örnek: Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. M. Ş. Esendal
  4. Kişi, birey
    Örnek: Benimle beraber dört canız . F. R. Atay
  5. İnsanın kendi varlığı, özü
    Örnek: Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan... R. N. Güntekin
  6. Gönül
    Örnek: Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade. Karacaoğlan
  7. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi.
  8. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    Örnek: Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. T. Buğra
  9. Ruh.
  10. Güç, dirilik.
  11. İnsanın kendi varlığı, özü.
  12. Gönü
  13. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
  14. (en) Tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.).
  15. Yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie
  16. Canada, Canadian.
  17. (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu
  18. Çöp tenekesi
  19. Abd, argo hapishane
  20. Argo yüznümara
  21. Argo kaba et
  22. Konserve yapmak
  23. Kutulara doldurmak
  24. Abd, argo kovmak, işine son vermek, slang sepetlemek
  25. Argo filime veya teybe almak
  26. Ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak

acı (nedir ne demek)

  1. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
  2. Tadı bu nitelikte olan
    Örnek: Acı kahvesini yudumluyordu. T. Buğra
  3. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap
    Örnek: Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. P. Safa
  4. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
    Örnek: İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. Y. Z. Ortaç
  5. Koyu (renk)
    Örnek: Sıcak iklimlerde bu mevsim, tek renktedir, sadece acı yeşildir. R. H. Karay
  6. Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
    Örnek: Acı poyraz kuvvetle esiyordu. O. Kemal
  7. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, korkunç
    Örnek: Acı söz insanı dininden çıkarır. Atasözü
  8. Kinin ve diğer bazı alkoloitlerle kafein gibi değişik maddelerin, suda seyreltilmiş çözeltilerinin oluşturduğu tat veya bu tadı veren saf veya karışık maddelerin duyusal özelliği.
  9. (en) Bitter.
  10. (en) Peppery.
  11. (en) Brackish.
  12. (en) Acrid.
  13. (en) Biting.
  14. (en) Painful.
  15. (en) Sorrowful.
  16. (en) Lamentable.
  17. (en) Grievous.
  18. (en) Tragic.
  19. (en) Cutting.
  20. (en) Poignant.
  21. (en) Sardonic.
  22. (en) Scathing.
  23. (en) Shrill.
  24. (en) Splitting.
  25. (en) Harsh.
  26. (en) Severe.
  27. (en) İncisive.
  28. (en) Pungent.
  29. (en) Trenchant.
  30. (en) Vitriolic.
  31. (en) Pain.
  32. (en) Ache.
  33. (en) Hurt.
  34. (en) Sting.
  35. (en) Gnawing.
  36. (en) Acid.
  37. (en) Acrimonious.
  38. (en) Affliction.
  39. (en) Agitation.
  40. (en) Anguish.
  41. (en) Astringent.
  42. (en) Distress.
  43. (en) Grief.
  44. (en) Heartache.
  45. (en) Heartbreak.
  46. (en) Pang.
  47. (en) Piercing.
  48. (en) Rank.
  49. (en) Sorrow.
  50. (en) Suffering.
  51. (en) Tart.
  52. (en) Tribulation.
  53. (en) Hard.
  54. (en) Sour.

herhangi (nedir ne demek)

  1. Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
  2. (en) Whoever.
  3. (en) Whichever.
  4. (en) Soever.
  5. (en) Whatever.
  6. (en) Whatsoever.

yerinde (nedir ne demek)

  1. İyi, yeterli
    Örnek: Binbaşı, uzun boylu, ince yapılı, uzun kır bıyıklı, yaşlı ise de gücü yerinde, her işe eli yatan bir adam. M. Ş. Esendal
  2. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde.
  3. Durumunda
    Örnek: Sıkılacak ne var, doktor onun babası yerinde. M. Ş. Esendal
  4. (en) Answerable.
  5. (en) Good.
  6. (en) Happy.
  7. (en) Presentable.
  8. (en) Seasonable.
  9. (en) Suitable.
  10. (en) Timely.
  11. (en) On site.
  12. (en) Applicable.
  13. (en) Apposite.
  14. (en) Appropriate.
  15. (en) Apropos.
  16. (en) Becoming.
  17. (en) Befitting.
  18. (en) Calculated.
  19. (en) Condign.
  20. (en) Conformable.
  21. (en) Expedient.
  22. (en) Felicitous.
  23. (en) Fitted.
  24. (en) Grandiloquent.
  25. (en) Just.
  26. (en) Legitimate.
  27. (en) Opportune.
  28. (en) Pertinent.
  29. (en) İn place.
  30. (en) Pointed.
  31. (en) Proper.
  32. (en) Pursuan.
  33. (en) Well.
  34. (en) Congruous.
  35. (en) Congruent.
  36. (en) İn its place.
  37. (en) Fit to be.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)



Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013