|
cıvık madde
-
squelch
-
Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış.
-
Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse).
-
Maudlin. pert. runny. thin. watery. soft. impertinent. saucy.
-
Soft. runny. impertinent. impudently familiar.
-
Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, özdek
Örnek:
Bütün uyuşturucu maddeler gibi, vazgeçemeyeceği kadar bağlanarak yalana alışır. N. Cumalı
-
Bir şeyi oluşturan öge.
-
Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm
Örnek:
Kanun tatbikatında merhamet bilmez. Suçları maddeleriyle ölçer. Hükmünü verir, çarpar. H. R. Gürpınar
-
Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri
Örnek:
Bir uzmanla buluşacağı zaman ansiklopediyi açar, o konuyla ilgili maddeyi okur. S. Birsel
-
İleri sürülen sorun.
-
Para, mal vb. ile ilgili şey.
-
Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım.
-
Bk. özdek
-
Bk. sınar
-
Bir testte yer alan soru ya da alıştırmalardan her birine verilen ad.
-
Material. matter. stuff. item. substance. article. clause. entry.
-
Article. body. clause. lubricant. material. matter. object. provision. stuff. substance. entry. paragraph. subject.
-
Article. clause. item. matter. question. substance. theme. material. component. ingredient. entry. section. topic. provision. stipulation. commodities. element. head. stuff. thing. timber.
-
item
-
proviso
-
Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde.
-
Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat.
-
İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat.
-
İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler.
-
Uzayda yer tutan, bir kütlesi olan her tür varlık.
-
(Yalın anlamiyle) İnsanın çalışmasıyle bir erek uğruna biçim verdiği ya da yararlandığı doğal cisimler, nesneler. (Felsefede) 1- Temel özelliği yer kaplama olan varlık (Descartes). 2-(Tin, ruh ve düşünün karşıtı olarak) Duyularla algılanan cisimleri kuran töz; cisimsel olanın parçalanmaz bozulmaz tözü. 3- (Aristoteles felsefesinin özel kavramı olarak) Ancak bilim yoluyle gerçeklik kazanacak olan, henüz belirsiz olanak durumundaki şey: a. İlközdek (hyle proteprima materia) saltözdek, bütün şeylerin temelde bulunanı (hypokeimenon-substratum), kendiliğinden var olmayan, ancak biçimle etkinleşen gerçeklik, b. Sonözdek (hyle eskhate) ya da ikinciözdek (materia secunda): Biçim almışözdek.
-
matter
-
Staff
-
matière
-
Materia, materies
-
(der, dest) deli, divane
-
Çılgın, çıldırmış
-
B.D.,K.Dili çok kızmış, kudurmuş
-
kuduz
-
delice
-
Dengesini kaybetmiş, kendinden geçmiş
-
Azgın, deli, çılgın, kudurmuş, kızgın, sinirli, kuduz
-
Susturmak, bastırmak, tesirsiz hale getirmek
-
dili
-
Çiğnemek, ezmek, bastırmak, pestilini çıkarmak, susturmak, suda yürümek, çamurda yürümek
-
Şap!, vıck!
fazla(nedir ne demek)
-
Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade
Örnek:
Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı. R. N. Güntekin
-
Daha çok, aşkın
Örnek:
Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz. B. Felek
-
Artmış olan.
-
Gereksiz, yersiz bir biçimde.
-
Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.
-
Excessive. superfluous. spare. plus. much. extra. unneedful. de trop. supernumerary. surplus. thick. too. over. big. in excess of. excess. surplus. super-. over. out. rising of.
-
Above. excess. extra. heartily. much. redundant. spare. superfluous. surplus. too. excessive. more. too much. too many. excessive. superfluous.
-
Too. too much. too many. more (than. acute. devilish. in excess. great. heavy. residual. residuary. spare. steep. superlative. supernumerary.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|