|
burn out
-
F. tamamen yakmak, yanıp bitmek, yanmak, sönmek
-
F. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişirmek : A.B.D., (argo) aldatmak; A.B.D., (argo) elektrikle idam etmek. burn the candle at both ends kuvvetini fazla israf etmek. burn the midnight oil geceyi gündüze katmak, geç vakte kadar çalışmak. burn one's bridges behind oneself geri dönmemek üzere bir işe atılmak burn one's fingers (bir şeyden) ağzı yanmak. burn up yakıp bitirmek; yanıp bitmek. His ears are burning Kendisi yokken methediliyor.
-
I. yanık, yanık yeri; pişirme (tuğla veye kiremit); iskoç çay, ırmak, dere.
-
F. yanmak, tutuşmak, alev almak, yanıp tutuşmak, fazla pişerek yanmak, ışık saçmak, başını yakmak, yakmak, kiremitte pişirmek, öfkelendirmek, kızdırmak, yanıp kül olmak, süratle gitmek
-
Önek fazlasıyle, (öbüründen) daha iyi, daha çok: outstay, outbid outdrink.
-
Z., edat, i., ünlem, s., f. dışarı dışarıda; dışarıya; dışında; arasından; meydana, ortaya; sız (kalmış); bütün bütün, tamamen: sonuna kadar; yüksek sesle; edat dışarıya, dışarıda; i. işinden çıkarılmış yenik parti üyesi; bahane, çözüm yolu; beysbol vurucunun sırasının bitmesi; muhalif kimse; matb. mürettip tarafından atlanmış kelime; ünlem Dışarı! Defol!; s. dışarıdaki, dış; top oyun larında vurucu olmayan; anormal; kullanılmaz; zararda olan; yanılmış; f., eski kovmak. kapı dışarı etmek; argo vurup düşürmek, nakavt etmek; meydana çıkmak, aşikâr olmak. out and away pek çok, fersah fersah. out and out bütün bütün, tamamen, her yönüyle. out of breath nefesi kesilmiş, soluk soluğa. out of commission bozuk. out of countenance utanmış. out of danger tehlikeyi atlatmış. out for a good time eğlence peşinde. out of order bozuk; düzensiz veya sırasız. out of patience sabrı tükenmiş. out of pocket sarfedilmiş, cepten çıkmış. out of print mevcudu bitmiş (kitap). out of reach el erişmez, uzak. out of season mevsimsiz, vakitsiz. out of sorts rahatsız, keyifsiz; dargın. out of spirits canı sıkkın, neşesiz. out of things uzaklaşmış, uzaklaştırılmış. out of time müz. vuruşa uygun olmayan. Out with it! Haydi söyle! Anlat! cry out yüksek sesle bağırmak, haykırmak. die out sönmek: nesli tükenmek. pass out dağıtmak; bayılmak; toplantıdan sıra ile çıkmak (öğrenciler). pour out boşaltmak. time out of mind öteden beri, eskiden beri. tired out çok yorgun, bitkin. at outs (with) dargın. far out, way out argo şahane, harika. He is out to lunch. Yemek için dışarı çıktı. Latin has gone out as a spoken language. Latince konuşma dili olmaktan çıktı. The fire is out. Yangın söndü. The stars are out. Yıldızlar görün- mekte.
-
Ünl. dışarı!, defol!, çık dışarı!
-
F. dışarı çıkarmak, çıkarmak, dışarı atmak, kovmak, nakavt etmek
-
Bütün olarak, büsbütün
Örnek:
Hanımlar tamamen çıktıktan sonra, beylere de numaraları dağıtılacaktır. S. F. Abasıyanık
-
Completely. entirely. fully. exactly. properly. thoroughly. wholly. perfectly. precious. absolutely. all. altogether. bang. bang-on. chock. clean. clear. dead. definitely. in the highest degree. downright. fair. heart and soul. up to the hilt. hollow.
-
Absolutely. all. altogether. completely. dead. diametrically. downright. exactly. finally. flatly. fully. off. outright. perfectly. purely. quite. roundly. totally. truly. wholly. wide. entirely. clean. clear. in full. to the core. bang.
-
Altogether. completely. entirely. wholly. all over. to a crumb. diametrically. down to the ground. exactly. faithfully. in toto. off. out. outright. perfectly. purely. quite. roundly. up. well. for all the world.
-
Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek.
-
Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak
Örnek:
Kendi sigarası için yaktığı kibriti bana uzattı. F. R. Atay
-
Ateşle yok etmek.
-
Işık vermesini sağlamak
Örnek:
Mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlar. S. F. Abasıyanık
-
Isı etkisiyle bozmak.
-
Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek.
-
Yanıyormuş gibi bir etki yapmak
Örnek:
Hekime daima şarabın midelerini yaktığından bahsederler. F. R. Atay
-
Kurutmak, zarar vermek
Örnek:
Fırtına ekinleri yakmıştı. S. F. Abasıyanık
-
Çok sıcak olmak.
-
Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek.
-
Bite. burn. cauterize. fire. flash. ignite. incinerate. kindle. light. light up. turn on. scathe. scorch. sear. set on fire.
-
Burn. consume. fire. incinerate. kindle. sear. sting. strike. to burn. to fire. to set on fire. to scorch. to singe. to inflame. to turn on. to strike. to blow. to blow sth out. to sting. to ruin. to shoot. to kill. to hurt. to cauterize. to consume. scorch. singe. to light. turn on. can yakmak - to hurt.
-
To light. to ignite. to set fire to. to set sth on fire. to scorch. to sear. to burn. to switch on. to put on. to turn on. to inflame sb with love. to shoot sb with a gun. to fire. to roast. to kindle. to incinerate. to heat. to illumina.
-
Put on
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|