|
Bu kelime tam olarak bulunamadı, belki aşağıdaki(ler) işinize yarayabilir:
Bu kelimeyi ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
burada
-
Bu yerde
Örnek:
Bu biraz kalın ve çekici sesi ilk defa yine burada duymuştu. H. E. Adıvar
-
Here. in this place. in this quarter.
-
here.
-
adsum
-
Bu yer
Örnek:
Eskiden buranın, şişman bir valisi vardı. M. Ş. Esendal
-
This place. this spot.
-
A Chadic language spoken south of Lake Chad.
-
British Urban Regeneration Association. vi : to ask. a Chadic language spoken south of Lake Chad.
-
Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre
-
İçinde bulunulan zaman
Örnek:
Aylıkları, günün ihtiyaçları karşısında devede kulak gibi kalıyordu. R. N. Güntekin
-
Zaman, sıra
Örnek:
Biz bu ihtiyara son günlerinde hiç aklından geçirmediği bir saadet sağladık. H. Taner
-
Çağ, devir.
-
İyi yaşanmış zaman.
-
Güneş
-
Güneş ışığı.
-
Gündüz
-
1 - güneş'in öğleden art arda iki geçişi arasındaki zaman süresi. 2 - Ortalığın aydınlık olduğu zaman aralığı.
-
Güneş.
-
Gündüz.
-
Day. bee.
-
Day. sun. sunlight. sunshine. daytime. today. present. time. age. period. good times. date. at-home day. a lady's at-home day.
-
day.
-
day
-
jour
-
[yer] n. earth, premises, footing, whereabouts, glebe, ground, locale, locality, location, locus, mother earth, place, position, post, quarter, room, seat, site, situation, situs, slot, space, spot, stand, standing, station, stead, terrain, ubiety; pew
yer
(nedir ne demek)
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|