Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > bunun gibi bir şey var mı nedir, bunun gibi bir şey var mı ne demek, bunun gibi bir şey var mının anlamı, ingilizcesi (bunun gibi bir şey var mı nnd)

bunun gibi bir şey var mı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








bunun gibi bir şey var mı

  1. (en) Do you have one like this

bunun (nedir)

  1. "bu" adılının tamlayan durumu.

gibi (nedir)

  1. ...-e benzer
    Örnek: İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir. H. Taner
  2. O anda, tam o sırada, hemen arkasından.
  3. İmişçesine, benzer biçimde
    Örnek: Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir. O. S. Orhon
  4. ...-e yakışır biçimde.
  5. (en) Like. like. as. kind of. something like. fashion. like. such as. as. like. wise.
  6. (en) As. so as. like. such. as. such as. as if. as though. kind of. about. around.
  7. (en) Like. almost. as. such as. parkinson's law.

gib (nedir)

  1. I., mak. çivi, pin, saplama; erkek kedi.
  2. I. çivi, cıvata, pim

bir (nedir)

  1. Sayıların ilki.
  2. Bu sayıyı gösteren 1, I rakamlarının adı.
  3. Bu sayı kadar olan.
  4. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).
  5. Tek.
  6. Beraber.
  7. Eş, aynı, bir boyda.
  8. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
  9. (en) One. single. some. one. single. mono-. uni-. un.
  10. (en) One. single. some. mono-. uni-. un.
  11. (en) One. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.
  12. (en) Stands for Bureau of Internal Revenue and is in charge of collecting all internal taxes.
  13. (en) British Institute of Radiology.

şey (nedir)

  1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, genellikle belirsiz anlamda söylenen bir söz. Kararsızlık ifade biçimi.
    Örnek: Bana sen pek çok şey kazandırdın. R. H. Karay
  2. Nesne, madde
    Örnek: Asıl zorluk belki öğrenilmesi lazım gelen şeylerin değil, unutulması gereken şeylerin çokluğundan gelir. A. Ş. Hisar
  3. Kararsızlık durumunda muhtelif sorulara cevap için tercih edilen bir ifade biçimi.
  4. (Günlük dilde) Herhangi bir düşünce konusunu göstermeğe yarayan belirsiz terim. (Felsefede) 1- Düşünen bilincin konusu olabilen, gerçekte var olmayıp da yalnızca düşünülmüş olan herşey. Bu anlamda: düşünce nesnesi = ens rationis. 2- Kişiye karşıt olarak: Bilinçten yoksun varlık. 3- Gerçek olan, bilincin dışında, kendi başına var olan tek nesne (ens reale). Böyle bir var olan, tek nesne olarak niteliklerin taşıyıcısı töz diye de anlaşılır. 4- Duyularla kavranabilen cisimsel nesne.
  5. Bk. nesne
  6. (en) Thing. stuff. object. matter. article. affair. chose. concern. doing. doings. doodad. doohickey. lark. res. thingumabob. thingumajig. thingummy. whosit.
  7. (en) Business. object. stuff. thing. thingamajig. what-d'you-call-him/-her/-it. what's-his/-her/-its-name. thingummy. thingumabob. thingumajig. well.
  8. (en) Thing. what-do-you-call-it. article. chose. jinx. jolly. object. stuff.
  9. (en) Thing
  10. (fr) Chose
  11. (la) Res; skolastikte: ens

nesne (nedir)

  1. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje
    Örnek: Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus
  2. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç.
  3. Öznenin dışında kalan her konu, obje
    Örnek: Her nesne ve olaya alaycı bir gözle bakmak ilkesinden yola çıkar bu görüş. S. Birsel
  4. (Derleme., belirtilinesne, -i'li tümleç, -i'linesne) Geçişli eylemi tümleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç: Ali bir kitap almış; Öğrenci para bulmuş, sahibine vermiş; Öğretmen ders anlatıyor; Meseleyi çözmeden gitmeyin; Çocuklar annelerinin evde bulunmayışını fırsat bilirler; Ali evi sattı, bahçeyi bıraktı; Bazı insanlar okumayı sever, yazmayı sevmez; Kar bütün limanı sarmıştı vb.
  5. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık.
  6. (Lat. objectum = karşıda bulunan, karşıya konan) : 1- (Genellikle) Karşımızda bulunan şey. 2- Öznenin bağlılaşık kavramı olarak, özne ediminin, bilincin kendisine yöneldiği şey: a. Kendisine yönelinen, düşünülen, tasarlanannesne, kendisine yönelen bir edim olmadan var olmayan şey; bilinçte, düşünmenesnesi (konu) olarak düşünme olayının karşısında bulunan şey; düşüncel (ideal)nesne. b. Özne ediminden, bilinçten, bağımsız olan gerçek (real)nesne; gerçeklik olarak, dışdünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran şey.
  7. (en) Article. object. objective. objective case.
  8. (en) Body. object. stuff. thing. thingamajig. anything şey. obje. object obje. direct object. anything.
  9. (en) Object. thing. article. charm. chose.
  10. (en) Object
  11. (en) Determined direct object
  12. (al) Gegenstand
  13. (fr) Objet
  14. (fr) Complément direct déterminé, object
  15. (la) Objectum

var (nedir)

  1. Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı.
  2. Sahiplik bildiren olumlu isim cümleleri kuran bir söz
    Örnek: Rahatsız etmek istemem hem de işim var. H. E. Adıvar
  3. Elde bulunan her şey
    Örnek: Elimizden alınan şeyler bütün varımız ve bütün varlığımızdır. R. E. Ünaydın
  4. (en) There is
  5. (en) There are
  6. (en) To. existent. present. available. there is. there are. to have. belongings. possessions. wealth.
  7. (en) Existing. in existence. present. in attendance. at hand. available. going spare.
  8. (en) Variant.
  9. (en) Acronym for Value Added Reseller A VAR is a business that adds its own 'value,' or application, to an existing product, and resells the resulting enhanced product as a package.
  10. (en) See: Value-at-risk model.
  11. (en) Value-Added Reseller A business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer.
  12. (en) Variable This Virtual character formatting element indicates text that represents a variable name.
  13. (en) Value Added Reseller. value-added reseller; a business that repackages and improves hardware manufactured by an original equipment manufacturer. an abbreviation for variety It applies to a variation of the species.
  14. (en) Company that writes application software that is packaged and sold with underlying systems software and hardware.
  15. (en) A business that repackages and improves hardware manufactured by an Original Equipment Manufacturer A VAR typically improves the original equipment by adding superior documentation, packaging, system integration, and exterior finish. abbreviation for volt ampere reactive Unit of ac reactive power.
  16. (en) Variable.
  17. (en) Volt Amps Reactive.
  18. (en) The SI unit of reactive power The reactive power at the port of entry of a single-phase two-wire circuit when the product of the rms value in amperes of the sinusoidal current, the rms value in volts of the voltage, and the sine of the angular phase difference by which the voltage leads the current is equal to 1.
  19. (en) VA regulation. [in] Contains the name of the item in the collection. nIII: courage; brave, courageous. a unit of electrical power in an AC circuit equal to the power dissipated when 1 volt produces a current of 1 ampere.
  20. Kıs. variant variation, variety.

(nedir)

  1. (en) Mu.

m (nedir)

  1. Bk. para sunumu
  2. 1.Molar konsantrasyon. 2.Molekül ağırlığı. 3.Metiyonin. 4.Mitoz. 5. Hücre devrininM safhası.
  3. Kıs. medieval, middle.
  4. Kıs. handful,Master, Monday,Monsieur.

you (nedir)

  1. Zam. siz, sizler, sen; seni, size. what's it to you? sana ne?
  2. Zm. sen, siz, sana, size, seni, sizi

yo (nedir)

  1. "Hayır" anlamında bir söz.
  2. "Yapmam, istemem, kabul etmem" anlamında itiraz sözü.
  3. "Sakın" anlamında bir uyarı sözü
    Örnek: Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. (en) This is a suffix attachted to the end of words to show assertion and stress For example, saying 'Hontou!' means 'Really!', but saying 'Hontou-yo!' means 'I'm telling you and it's TRUE!' Pronounced just as it's spelled.
  5. (en) Youthful offenders are inmates age 24 and younger that have been designated by the sentencing court or the Florida Department of Corrections Youthful offenders are housed in one of several designated institutions.
  6. (en) Same as Yang in Yin-Yang. yarn over yarn should sit behind hook, bring yarn over hook.
  7. (en) The hard, male, light, or positive principle of nature. a highly-scientific term meaning: 'Eureka, I have found it!'.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)