|
bulmaca çözmek
-
Riddle
-
Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun
Örnek:
Ulus gazetesinde Fikret Adil çapraz sözcük bulmacaları düzenliyor. N. Cumalı
-
Puzzle. riddle. crossword.
-
Puzzle. crossword puzzle. crossword.
-
Cross word puzzle. crossword puzzle. crossword.
-
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak.
-
Düğmeyi iliğinden açmak
Örnek:
Yalnız göğsünün düğmelerini çöz. P. Safa
-
Saçı açmak.
-
Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak
Örnek:
Kır saçlı postacı bulmacayı çözmüştü. H. Taner
-
Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak.
-
Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek.
-
Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek.
-
Çözlgenle karıştırarak, bir özdeği çözeltiye sokmak.
-
Untie. detach. unravel. disentangle. undo. disengage. unbind. loosen. defrost. solve. figure out. resolve. puzzle out. work out. break. cipher out. compound. cut loose. decipher. ravel. read. reason. slack. slack up. unbrace. unbuckle. uncouple. unfa.
-
Conclude. detach. loosen. obviate. penetrate. ravel. read. reconstruct. release. resolve. settle. solve. straighten. undo. unhook. unloose. unloosen. unravel. untangle. untie. to untie. to unfasten. to unbutton. to undo. to unloose. to solve. to resolve. to straighten sth out. to unravel. to find out. to penetrate. to detach. to disentangle. to work sth out. to break. to unwind.
-
Resolve. to solve. to unfasten. to undo. to unravel. to dissolve. to disconnect. to untie. to outspan. to detach. to disengage. to decipher. to decompose. to uncoil. to separate. to loosen. to unpack. to unbend. to ungear. to uncouple. to unbrace. to unlo.
-
Work out
-
Uncoil
-
Dissolve
-
Dissoluér
-
F. muamma, bilmece; f. bilmece çözmek; bilmece ile söylemek.
-
F. kalbur: f. kalburla elemek; kalbur gibi delik deşik etmek.
-
F. bulmaca çözmek, bilmecenin cevabını söylemek, sırrını çözmek, bilmece gibi konuşmak, üstü kapalı konuşmak, kalburdan geçirmek, elemek, kalbura çevirmek, delik deşik etmek, doğruluğunu sınamak, eleştirmek
-
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
-
Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
-
Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
-
Cumulative. assorted. different. various.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|