|
bulgusal varsayım
-
Olayların ve bilgilerin bulunmasına götüren, olayların ve yeni bilgilerin elde edilmesini olanaklı kılan varsayım. // Burada önemli olan nesnel doğruluk değil, verimliliktir. Varsayımın doğruluğu yanlışlığı araştırılmaz.bulgusal varsayım, olayların araştırılmasında yönetici düşünce olarak yalnızca geçici biçimde konmuş bir varsayımdır.
bulgusal (nedir)
-
Bulguyla ilgili, bulguya ait.
-
(Yun. heuriskein = bulmak) : Araştırmaya, araştırma yapmaya ilişkin.
-
Heuristic
-
Heuristique
varsayım (nedir)
-
Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce, faraziye, hipotez.
-
(Lat. Suppositio ile eşanlamlı)(Yun. hypothesis=alta konan, temel, ilke, öndayanak, koşul,varsayım < hypo = alt, altta; thesis = koyum) : 1- (Matematikte ve mantıksal çıkarımlarda) Mantıksal sonuçlar çıkarmak üzere öndayanak olarak öne sürülen önerme ya da önermeler birliği. 2- (Deneysel bilimlerde) Belli bilgilere olanak sağlamak, bağlantıları anlaşılır kılmak, olayları açıklamak üzere geçici olarak konmuş bilimsel öneri; olayları geçici bir açıklama biçimi; ama ancak deneyle yöntemli bir biçimde denetlendikten sonra geçerliliği kabul edilebilir. 3- Düşünmenin temellendirilmesi olarakvarsayım: düşünmenin, herhangi bir konuda ileri sürdüğü bir savı tanıtlamak üzere koyduğu öndayanak. (Bu anlamda Yeni Kantçılardan Cohen ve Natorp'ta düşünmenin temel ilkesi, temel yöntemidir.)
-
Conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.
-
Conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.
-
Assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.
-
Hypothesis
-
Hypothèse
-
Supposi-tio
-
Bearer
-
Kullanılmamış olan, eski karşıtı.
-
Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.
-
En son edinilen.
-
İşe henüz başlamış.
-
O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan.
-
Tanınmayan, bilinmeyen.
-
Daha öncekilerden farklı olan.
-
Biraz önce, çok zaman geçmeden
Örnek:
Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı. Ç. Altan
-
Fresh. green. hot. incoming. ingoing. maiden. neoteric. new. newly. novel. recent. renewed. smart. young. freshly. only just. recently. novice. kaino-. neo-.
-
Clean. crisp. fresh. further. incoming. late. new. newfangled. newly. novel. recent. young. latest. recently. just. raw. inexperienced.
-
New. fresh. latter day. modern. modernistic. neoteric. neotric. newly. novel. novitious. original. raw. recent. warm. young.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|