|
bulgusal çalışma
-
Yeni bir sonuca varmak ve ortaya yeni bir ürün koymak için yapılan çalışma.
-
Inventive work
-
Effort inventive, travail inventif
bulgusal (nedir)
-
Bulguyla ilgili, bulguya ait.
-
(Yun. heuriskein = bulmak) : Araştırmaya, araştırma yapmaya ilişkin.
-
Heuristic
-
Heuristique
-
Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.
-
Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi.
-
Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün.
-
Çalışmak işi, emek, say
-
Emekçinin düşünsel veya bedensel gücünü bir mal veya hizmet üretim sürecinde kullanması. krş. emek
-
Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi.
-
Bünyesindeki suyun azalması ya da çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi.
-
Bk. çalışma
-
Drive, motion, movement
-
Working. work. study. job of work. labor. labour. working. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting.
-
Working. work. study. job of work. labor. labour. action. practice. workout. exercise. training. gear. praxis. priming. running. starting. employment. field. motion. operation.
-
Study. work. action. endeavour. labour. labouring. operation. performance. tempo. toil. try.
-
Training
-
Working, productive work
-
Antrieb
-
Arbeiten des Holzes
-
Marche
-
Oyuncuların ayaktopu oyununda gerekli olan kıvamı elde etmek ve korumak için gövdeleriyle ya da topla yaptıkları devinimler.
-
Kullanılmamış olan, eski karşıtı.
-
Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan.
-
En son edinilen.
-
İşe henüz başlamış.
-
O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan.
-
Tanınmayan, bilinmeyen.
-
Daha öncekilerden farklı olan.
-
Biraz önce, çok zaman geçmeden
Örnek:
Yeni tanıştığım orman uzmanları çok nazik ve kibar insanlardı. Ç. Altan
-
Fresh. green. hot. incoming. ingoing. maiden. neoteric. new. newly. novel. recent. renewed. smart. young. freshly. only just. recently. novice. kaino-. neo-.
-
Clean. crisp. fresh. further. incoming. late. new. newfangled. newly. novel. recent. young. latest. recently. just. raw. inexperienced.
-
New. fresh. latter day. modern. modernistic. neoteric. neotric. newly. novel. novitious. original. raw. recent. warm. young.
-
Giysi kolu
Örnek:
Yalnız ellerini yıkadı, kuruladı, yenlerini indirdi. Ö. Seyfettin
-
Yılanyastığıgiller, muzgiller vb. bitki familyalarında, çiçeklerin üzerinde bir örtü gibi duran ve çoğu renkli olan bir çiçek yaprağı.
-
Japon para birimi.
-
Sleeve. wristband. yen.
-
Cuff. sleeve. yen.
-
The unit of value and account in Japan.
-
Since Japan's adoption of the gold standard, in 1897, the value of the yen has been about 50 cents.
-
The yen is equal to 100 sen. the basic unit of money in Japan; equal to 100 sen.
-
Yen. cuff of a shirt / jacket / coat. sleeve. wristband.
-
The Japanese unit of currency. a yearning for something or to do something. the basic unit of money in Japan; equal to 100 sen. have a desire for something or someone who is not present; 'She ached for a cigarette'; 'I am pining for my lover'.
-
Yen.
-
I.(çoğ. yen) japon parası.
-
I., f., k.dili. derin arzu, hasret, özlem,sevda, iştiyak; f. hasret çekmek.
-
I. yen, arzu, özlem
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|