|
buhar borusu
-
İçinden buhar geçen boru.
-
Steam pipe
-
Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu
Örnek:
Bu bombardımanda ne yeni silahların çelik sesini işittik ne de buharı andıran dumanla karışık şimşeği gözlerimizi kamaştırdı. R. H. Karay
-
Bk. uçuk
-
Suyun, ısı etkisiyle gaz halini almış biçimi.
-
Bk. buğu
-
Bk. buhar
-
Steam. vapor. vapour. exhalation. aura.
-
Fume. steam. vapour.
-
Steam. vapour. fume. port.
-
steam
-
Uçmuş, soluk
Örnek:
Parasızın yürüyüşü sürtük, gözleri süzük, rengi uçuk, sesi bozuktur. R. H. Karay
-
Açık (renk)
Örnek:
Uçuk siyah renkli çarşaf pelerinin önü açık... P. Safa
-
Hafif, belirsiz
Örnek:
Ruhsar Hanım uçuk bir gülümsemeyle kapıya süzüldü gitti, birkaç saat içinde birkaç yıl daha yaşlanıvermiş kadıncağız. A. İlhan
-
Deli dolu.
-
Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık.
-
Sıcaklığını değiştirmeksizin, yalnızca basıncını artırarak sıvılaştırabilen bir uçunun durumu.uçuk, dönüşül sıcaklık altında bulunan bir tür uçundur.
-
Sıcaklığını değiştirmeksizin, yalnızca basıncını artırarak sıvılaştırabilen bir uçunun durumu.uçuk, dönüşül sıcaklık altında bulunan bir tür uçundur.
-
Bir sıtma belirtisi olarak da ortaya çıkabilen, sulu, küçük deri kabarcığı.
-
Uçmuş, soluk renk.
-
Çökmüş yer, toprak.
-
İyi.
-
Sivri dağ tepesi.
-
herpes.
-
Crackpot. ethereal. blain. vesicle. herpes. cold sore. faded. pale.
-
pallid.
-
vapor
-
Fever blister
-
Dampf
-
Hitzblaschen
-
vapeur
-
herpès
-
herpes
-
Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir
Örnek:
Soba borusu kazanın içinden geçerdi. N. Cumalı
-
Borazan
-
Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. Temel parçacıkları algılayan Geigerborulanndan televizyon görüntüborusuna ve eksicikborularına değin değişik kullanım yerleri vardır.
-
Pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.
-
Bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.
-
Conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.
-
tube
-
Röhre
-
Tube, lampe
-
Görüntülükte görünen bir kimse konuşmadığı halde, aklından geçenlerin bu kimsenin sesiyle aktarılması durumu.
-
İnternal monologue, inner monologue, interior monologue (voice)
-
İnwardly. within. from inside. through. thro. thru. across.
-
Across. through. from inside. thru.
-
At heart. through.
-
İnnere Rede
-
Monologue intérieur, voix intérieur
-
Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.)
Örnek:
Yine bir gün o kızı geçen yıl gördüğü incirlikte bir daha gördü. O. C. Kaygılı
-
Last. past. former. late. other. yester. passing. transitive. in excess of. hereinabove.
-
Passing. past. last.
-
Last. past.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|