Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > bu seferlik nedir, bu seferlik ne demek, bu seferliğin anlamı, ingilizcesi (bu seferlik nnd)

bu seferlik nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








bu seferlik

  1. Bu defalık, bu kezlik.
  2. (en) For this one time only. just this once.

bu (nedir)

  1. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
  2. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
  3. Bk. bromourasil
  4. (en) Present. this. quod.
  5. (en) Such. this.
  6. (en) This. that alters matters.
  7. (en) Abbreviation for bushels. abbreviation for Brilliant Uncirculated.
  8. (en) Bulgaria.
  9. (en) Short for Brilliant Uncirculated. 'Military' or 'warrior ' A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan. 'Military' or 'warrior ' A concept denoting the entire military dimension of feudal Japan.
  10. (en) In Aikido, Bu signifies valor and indomitable spirit, not contention and strife Aikido is the ultimate expression of Bu, which originally meant to keep two weapons from coming together.
  11. (en) Martial. buried. footwork/stances. martial arts. bushel. ilding Amenities: Each building has something to offer its owners or tenants These are called amenities Amenities can be basic such as a doorman or as unique as high speed Internet access Other common amenities include garages, valet services, health clubs, pools, recreational rooms, laundry facilities, etc. 'Martial' See Budo.
  12. (en) Business Unit.
  13. (en) Bushel. the grade of a coin without any signs of wear that has never been in circulation. Martial.
  14. (en) Butadiene-binder.
  15. (en) Footwork/Stances. martial art.
  16. Kıs. bushel.

b (nedir)

  1. L.Bor. 2.5-Bromoüridin.
  2. I. si notası, iyi (not)

seferlik (nedir)

  1. Herhangi bir defaya yetecek miktarda olan.
  2. (en) (something) which is enough to last for (so many) times or occasions: Yki seferlik et aldym. I bought enough meat to last us for two meals. bu –– for this one time only, just this once.

for (nedir)

  1. Genellikle canlı hayvanlardan oluşan malların satıcı tarafından, alıcının belirlediği demiryolu istasyonunda teslim edilmesi yükümlülüğünü içeren bir teslim biçimi ve buna dayalı fiyat.
  2. (en) Free on rail
  3. (kıs). foreign, forestry.
  4. Edat bağlaç için, -e; uğruna; şerefine; -den dolayı sebebi ile, cihetten; -e mukabil, karşı; uygun; yerine; hususunda, dair; göre; baglaç çünkü, zira. for all I know bildiğime göre. for all that herşeye rağmen. forall the world ne pahasına olursa olsun, dünyada; tıpkı, aynen. for cash peşin para ile. for good bütün bütün, temelli olarak. for life hayat boyunca. for many miles around bütün civarda. for months aylardan beri; aylarca. for my part kendi hesabıma, bana kalırsa. for my sake hatırım için. for once bir kerecik, bir defacık. for reform yenilik taraftarı, devrimci. for sale satılık. for the life of me başım hakkı için, vallahi. for the second time ikinci defa olarak. as for me bana gelince. be tried for his life idam talebiyle yargılanmak. care for bakmak, meşgul olmak; sevmek; arzu etmek. For shame ! Ne ayıp! fit for nothing hiç bir işe yaramaz, beş para etmez. go for almaya gitmek; (k).dili kabul etmek, istemek. go for a walk yürüyüşe çıkmak. Go for it! Saldır ! Davran! hard up for money para sıkıntısında. He was hanged for a pirate. Korsan diye asıldı. I for one do not believe it. Kendi hesabıma ben inanmıyorum. If it weren't for you... Siz olmasaydınız... Is he the man for the job? O bu işin adamı mı? It is for you to make the move. Bu işe siz önayak olmalısınız. işe girişmek size düşer. It's time for school. Okul zamanı geldi. Iast for many hours saatlerce sürmek. He has left for India. Hindistan'a hareket etti. Iong for hasretini çekmek, özlemek, çok istemek, canı çekmek. mistaken for him ona benzetilmiş. not long for this world ölumü yakın, (colloq). suyu kaynamış. notorious for -e adı çıkmış, ile meşhur. Now we are in for it. Çattık belâya ! Oh, for wings ! Keşke kanatlarım olsaydı! pay for ödemek. ready for dinner yemeğe hazır. shift for oneself kendini geçindinmek. So much for that. Bu hususta şimdilik bu kadar yeter. take him for a robber onu hırsız sanmak. Things look bad for you. işleriniz kötü görünüyor. a belt for ten liras on liralık kemer. time for work işe uygun zaman. use a book for a desk sıra yerine kitap kullanmak. too beautiful for words sözle tarif edilemeyecek kadar güzel. tooth for tooth dişe diş. tremble for üzerine titremek. walk for two miles iki mil yürümek. What for? Niçin? Neden? word for word harfiyen, kelimesi kelimesine.
  5. Ed. için, göre, amacıyla, doğru, uygun, yönünde, yarayan, karşı, dolayı, sebebiyle

this (nedir)

  1. Zam. (çoğ. these)., s., z. bu, şu; z. bu kadar, böyle. this and that ıvır zıvır; abur cubur. this'away z., leh. böyle, şöyle. It was like this. Böyleydi şöyle oldu. It was Susan this and Susan that Suzan aşağı, Suzan yukarı.
  2. Zm. bu

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)